"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

HABERLER

KOVİD-19 içme suyunu tehdit ediyor mu?

KOVİD-19 içme suyunu tehdit ediyor mu?

Zehra ŞAHİNDOKUYUCU 13.04.2020 11:25
KOVİD-19 içme suyunu tehdit ediyor mu?

Su Politikaları Derneği Başkanı Dursun Yıldız, KOVİD-19 salgınıyla suyun verimli kullanılmasına dikkat çekerek, suyun verimli kullanılması gerektiğini vurguladı. Yıldız, Başkent’in sorularını yanıtlarken, gündeme gelen virüsün içme sularını tehdit edip etmeyeceği konusuna da açıklık getirdi. Yıldız, “Yurtdışında şu ana kadar yapılan araştırmalarda içme sularında KOVİD-19 virüsüne rastlanmadı. Çünkü içme suları temizleme işlemlerinden sonra bize geliyor. O nedenle içme suları konusunda halk rahat olabilir. Ancak tarımsal sulama yapılan atık suların çıkışta tekrar dezenfekte edilmesinde fayda var.” diye konuştu.

• “KOVİD-19 salgınıyla dünya dibe vurdu. Suyun yaşamsal önemi daha iyi anlaşıldı” diyorsunuz bununla ilgili neler söylersiniz?

Hepimizin bildiği gibi her ne kadar aşı ve ilaç çalışmaları tüm dünyada sürüyor olsa da KOVİD-19’un etkilerini tedavi edici bir ilaç ve aşı henüz yok. Bu nedenle bu virüsten kendi korunma önlemlerimiz büyük önem taşıyor. Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve bilim insanları KOVİD-19’dan en etkin korunma yöntemini bireysel hijyen yani su kaynağına doğrudan bağlı bir çözüm yöntemi olarak açıkladı. Salgının süresi konusundaki belirsizlik ve ikinci üçüncü dalga olarak tekrar başlama olasılığı suyu çok dikkatli ve verimli kullanmamızı gerekli kılıyor. Ayrıca Meksika’daki, Pakistan’daki büyük metropollerinin gecekondularında ve Afrika ülkelerinin köylerinde su ve sanitasyon hizmetlerinden yoksun olarak yaşayan milyonlarca insana bu hizmetin verilmesi için pratik ve acil tedbirler alınmalı. Dünya bu salgından sonra Su ve Sanitasyon Yönetimi Paradigmasını değiştirmek zorunda kalacak.

SU VE SANİTASYON

•Su ve sanitasyon paradigması nasıl değişecek?

Sanitasyon sağlık için temiz ve hijyen koşullarının sağlanması anlamına gelir. Su ve sanitasyon hizmetlerinden yoksun milyarlarca insanın yaşadığı bölgeler çok riskli. Bu bölgeler gelecekte salgınların başlayacağı yerler olabileceği gibi, hızla yayılacağı bölgeler de olabilir. Bu nedenle bu bölgelerde ortaya çıkacak yeni bir krizi yönetebilmek çok zor olur. Dolayısıyla bugüne kadar ihmal edilen riskli alanlarda uluslararası finansman destekli su ve sanitasyon hizmeti götürme politikalarının hızla uygulanması zorunlu olacaktır. Bu nedenle paradigmanın değişmesine ihtiyaç var. Ancak salgından sonraki dünyanın planlamasını yapan strateji merkezlerinin olduğunu düşünüyorum. Değişimin olacağı bir dünya olacak. Ancak bu değişimi kimin kontrol edeceği ve değişimin kimin yararına olacağı çok önemli.

• “Salgından korunma yollarından biri de bol bol elleri yıkamak ve hijyen” deniyor, bu noktada suyun verimli kullanımı konusunda neler düşünüyorsunuz?

Dünyada su kullanımı alışkanlıkları kolay değişmiyor. Su konusunda özellikle gelişmekte olan ülkelerde bu konuda toplumsal bilincin gelişmesi yeterli değil. Hala fiziki ve ekonomik su kısıtı olan yerlerde tüketim mecburen az ancak geleceğe yönelik senaryolarda sıkıntı yaşayabileceği öngörülen yerlerde yeterli hassasiyet oluşmuş değil.

•Türkiye’deki barajlarda doluluk oranı, su rezervleri nasıl?

Halen Türkiye’nin içme ve kullanma suyu barajlarında doluluk oranları tehlike seviyesinde değil ama geçen seneye nazaran yüzde 10-15 düşük. Biz Su Politikaları Derneği olarak KOVİD-19 salgınının önümüzdeki 6 ay içinde içme ve kullanma suyu kullanımında yüzde 10-15 oranında bir artışa neden olacağını öngördük. Ancak kentsel (park, bahçe, okul, cami gibi) ve sanayi kullanımı düşeceği için bu artış önemli oranda dengelenecek. İstanbul, Ankara, İzmir’in içme kullanma suyu barajlarındaki su miktarları bu yıl için yeterli, sorun yaratmaz. Ancak gelecek yıl kurak geçerse risk artar. Suyun gerektiğinden fazla tüketimi daha fazla hijyen sağlamaz ancak su sıkıntısı getirir. Salgına karşı alınan tedbirlerin süresi uzayabilir. Belirsizlik var. Bu ay ve Mayıs aylarının yağış miktarları çok önemli. Yaz aylarında su tüketimi artar. Bu sene barajlardaki su miktarı geçen yıla göre az ama halen kritik seviyenin üzerinde. Nisan ve Mayıs yağışlarının normallerin altında olması durumunda 2021 su yılına düşük seviyelerde gireriz. KOVİD-19 salgını sürer veya tekrar ederse, umarım olmaz, su yönetiminde kriz değil ama sıkıntı yaşanabilir. Bu nedenle anlık tüketim verileri ve hidrolojik verilerle süreç çok dikkatli takip edilmelidir. Bu belirsizlikler nedeniyle suyun verimli kullanılması ve akıllı yönetilmesi şart.

SALGINDA SUYU VERİMLİ KULLANMAK

•Özellikle bu salgın sürecinde suyun verimli kullanımı için neler yapılmalı?

Suyun akılcı ve verimli kullanımı toplumsal bilinç olarak yerleştirilmeli. Bu da öncelikle su yönetimlerinin işidir. Bunun için de katılımcı, şeffaf, vizyoner bir yönetim anlayışı ile sivil toplum ile işbirliği yapılmalıdır. 20’inci yüzyılın su yönetimi kalıplarına sıkışmış ve değişimi kavramaktan uzak su yönetimleri ile sağlıklı ve sürdürülebilir su yönetimi uygulanamaz. Suyun iyi yönetilemediği her ortam da sosyal, ekonomik ve sağlık açısından risklere açık duruma gelir. Bugün uzmanların 20-30 saniye boyunca elinizi sabunlu su ile sıkıca ovun önerisine uyarken suyun 20-30 saniye boyunca açık kalmasına gerek yoktur. İsrafı önlemek için sabunlama sonrasında çeşme tekrar açılarak eller yıkanmalıdır. Suyun bilinçli ve verimli kullanımı sadece böyle olağanüstü dönemlerde değil her zaman uygulanan bir toplumsal davranış haline gelmelidir. KOVİD-19 salgını başladıktan sonra Amerika ve Arupa’daki birçok su kuruluşu çeşme sularının içme suyu olarak çok güvenli olduğu açıklamasını yaptı. Ayrıca suyun verimli kullanılması konusunda elektronik ortamda broşürler hazırlayıp dağıttı. Kentlerin su yönetimleri bu virüsle mücadelede sürekli su sağlamanın önemini bilerek davranıyorlar.

•Atık sularda KOVİD 19 DNA’sına rastlandığı bilgisine sahibiz, peki içme suyunda bu tehlike var mı?

İçme suyu konusunda şunları söyleyebilirim. Bugüne kadar yurt dışında içme suyunda yapılan araştırmalarda KOVİD-19 virüsüne rastlanmadı. İçme sularında hem arıtma çıkışında hem de temiz akarsularda bu virüse rastlanmadığını belirtiyorlar. Bir şey olsa da şöyle bir bilgi ifade ediliyor. Bu virüsün klor karşısında zarı çok dayanıksız. Bizde de hemen her arıtma tesisinde klor ünitesi vardır. Bu nedenle içme suyu şu an için büyük bir tehdit taşımıyor. Tabi bu noktada klor ünitelerinin bakımına dikkat etmek gerekir ve bu ünitelerin sağlıklı çalışmasına önem vermek gerek. Bu nedenle çeşme suları konusunda bir endişe duymalarına gerek yoktur. Bunun yanında kanalizasyonda KOVİD-19 RNA’sına rastlandığı bilgisine sahibiz. Ancak kanalizasyonların çıkışı dezenfekte edilmektedir. Buna daha dikkat edildiğinde ciddi bir sorun yaşanmaz.

VERİ TOPLAMAK GEREK

•Su Politikaları Genel Başkanı olarak atılması gereken somut adımlar neler olmalı?

Önce mesajım su yönetimlerine olacak. 21’nci yüzyılda tehdit, tehlike ve riskler değişiyor. Bunlara hazır olmak lazım. Bugün dünyanın içinde bulunduğu bu olağanüstü koşullar gelecekte daha farklı risklerle de karşılaşabileceğimizi gösteriyor. İnsanlık doğanın sınırlarını çok zorladı. Bu nedenle çevresel stratejik tehditlerin artacağını düşünüyorum. Kendi kendini besleyebilen çevrimlerin oluşma riski var. İnsanoğlu geliştirdiği ileri teknoloji ile doğanın efendisi olabileceğini düşündü. Hata yaptı. Bizler doğanın efendisi değil sadece bir parçasıyız. Bugünlerde doğanın mikron seviyesindeki bir diğer parçası tüm insanlığı teslim almış durumda. 22 yüzyılı görmek isteyen insanoğlu doğa ile barışık yaşamalıdır. Atık su arıtma tesislerinden çıkışta suların bir kez daha dezenfekte edilerek doğal ortama bırakılması özellikle bu suların büyük bir bölümü tarımda kullanıldığı için önem arz etmektedir. Bu çok zor bir işlem de değil. Bir kanaldan geçiriyorsun, bir miktar bekletiyorsun, içerisine bir miktar da klor atıyorsun. Bu toplum sağlığı için çok önemli gerçekten. İşte bu sürecin ardından ciddi bir değişim geleceği çok açıktır, bu değişime hazır olmak gerek. Bu salgın ciddi belirsizlikle doludur. O nedenle bu belirsizliklere karşı da önlem alınmalı. Yapılması gereken salgınla ilgili veri toplamak, bu verileri topladıktan sonra önlem almak gerek.

Kaynak: Başkent Gazetesi 13 Nisan 2020 

Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 7 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 99 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 39111