ÜLKEDE SU BARIŞI DÜNYADA SU BARIŞI 

Genel

Su hayattır, koruyalım

24 Haziran 2014 Günümüzde dünya nüfusunun yarısına yakını kentlerde yaşamaktadır. Artan su talebi sınırlı su kaynakları üzerinde baskı oluşturan ana unsurlardan biri haline gelmiştir. Bu talebin 2050 yılında şimdikinin iki katına çıkması beklenmektedir. Sağlıklı suya erişim tüm insanlar için temel haklardan biridir ve yaşam için, toplum ve insan sağlığının korunmasında ve de yoksullukla mücadelede zaruridir! Ancak artan nüfus ve bu nüfusun yarıdan fazlasının kentlerde yaşaması enerjiye ve suya olan ihtiyacı artırmakta, bunun yanına bilinçsiz kullanım, yetersiz altyapı, kayıp-kaçaklar da eklenince ciddi bir su sorunu ortaya çıkmaktadır. İstanbul Su Mutabakatı 5. Dünya Su Forumu, 2009’da İstanbul’da yapılmış ve burada dünyanın farklı bölgelerinden belediye başkanları ve seçilmiş yerel/bölgesel temsilciler, küresel değişiklikler karşısında su yönetimi stratejileri geliştirmek amacı ile, ”İSTANBUL SU MUTABAKATI” imzalamışlardır. Bu mutabakatta; “İklim değişikliği vatandaşlarımızı etkileyen su döngüsünün her safhasına etki edecektir: Su kıtlığı daha şiddetli bir hale gelecek, sel ve kuraklık gibi doğal olaylar artacak, deniz seviyesi yükselecek, sıcaklıklar artacak, yağış düzenleri, yeraltı sularının beslenmesi ve akarsuların akım rejimleri değişecektir”denilmektedir. Nitekim özellikle bu yıl iklim değişikliğini somut bir şekilde ensemizde hissettik, en uzun günleri yaşamakta olduğumuz Haziran sonuna yaklaşmakta olduğumuz şu günlerde hala meteoroloji; gökgürültülü sağnak yağışlardan, sel baskınlarından söz etmekte ve yaşamaktayız. Yine aynı mutabakatta; ”Su ve sanitasyon hizmetlerinin temininde yerel yönetimler giderek önemi artan bir role sahiptirler”, denilerek yerel yönetimlere uzun bir takım öneriler zinciri sunulmaktadır. Tabii bu noktada, acaba bizim yerel yöneticilerimizin veya teknokratlarının yüzde kaçı bu mutabakatı okumuş ve kendilerine ev ödevleri çıkartmıştır diye merak ediyor insan ister istemez! adsız 3. İstanbul Uluslararası Su Forumu İstanbul Uluslararası Su Forumu’da geçtiğimiz ay, 27-29 Mayıs 2014 tarihleri arasında yapıldı. Orada da, ana tema su güvenliği, suyun sürdürülebilir kullanımı ve yönetimiydi. Dünyadaki su konusunda uzman pekçok bilim insanının katıldığı, kaliteli ve başarılı pek çok sunum yapıldı, yine su kıtlığına ve önemine dikkat çekildi. Çözüm önerileri geliştirildi. Bunların hepsi çok güzel, yapılması gereken şeyler, ama o zaman aklıma, hala ülkemizdeki su havzalarımızın hemen tamamına yakını “çok kirli” su sınıfında; "Neden benim Gediz’im, Küçük Menderes’im, Bakırçay’ım, Ergene’m pırıl pırıl akmıyor? Neden Ergene’de bu kadar kirlilik varken hala sanayi tesislerine ilave süreler tanınıyor? Ortalıkta bunca havza yönetim ve eylem planı yapılmışken niçin hayata geçirilip biz bunların günlük hayatımıza yansımalarını göremiyoruz?" gibi yüzlerce geliştirebileceğim soru takılıyor! Ama şu bir gerçektir ki; biz istediğimiz kadar nitelikli forumlar, kongreler yapalım, kafaların içini ve vicdanları değiştiremediğimiz müddetçe, ”hala ülkemiz su sıkıntısı çeken ülkeler arasında yer alıyor”, su kaynaklarımız azalıyor”, ”İstanbul’da 100 günlük su kaldı” gibi haberleri çok okur ve konuşuruz.  
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış