"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

İSTANBUL’UN SU SORUNU ÖNCELİKLİ OLMALI

Sahar POUYA

  •  25 Aralık 2017, Pazartesi

Sahar Pouya

Phd candidate of şehir ve Bölge Planlama

İstanbul Technic Üniversite

İstanbul, dünyadaki 23 şehir (10 milyondan daha fazla nüfusa sahip metropolitan şehirler) ve Avrupada en hızlı şekilde büyüyen şehirlerden biridir. Şehirdeki nüfus artışı, büyük iç göçten dolayı tüm Türkiye genelinin neredeyse iki katıdır (Leeuwen and Sjerps, 2016). 1970lerden başlayarak İstanbulun nüfusu, Anadoludan insanlar büyüyen metropolin eteklerinde kurulan birçok yeni fabrikada iş bulmak için şehre göç ettiği için hızlı bir şekilde artmaya başlamıştır. İstanbulun gelecekteki nüfusu, son 35 yıl boyunca nüfus artış oranı dikkate alınarak 2023 yılında yaklaşık 20 milyon olarak tahmin edilmektedir.

Artan nüfus, şehrin genişlemesine ve konut geliştirme için büyük bir talebin oluşmasına neden olmuştur (Keyder, 2005). Bu nedenle, önceden uzak olan köyler ve ormanlar İstanbulun daha büyük metropol bölgesine dahil oldu. Şehirleşmenin hızlanması, nüfus artışı ve yağış azalmasının bir sonucu olarak büyük su talebi, özellikle 2005-2007 yılları arasında İstanbulun ciddi bir su sorunu ile karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Buna ek olarak, daha önce kirlilik yaşayan kentin su rezervuarları küçülmektedir. Sonuç olarak, belediye şehre başka rezervuarlardan su tedarik etmiştir (Unalan, 2011). İstanbul su taleplerini, su teminin tedarik etmek için ciddi zorluklarla karşı karşıya kalan bir şehirdir. Ancak İstanbulun su kıtlığının bilimsel araştırmalarda ele alınmadığı görülmektedir. Bu çalışma, İstanbulun su koşulu ve bugünkü zorlukları hakkında kısa bir özet niteliğindedir.

1.      İstanbuldaki Su Temininin Tarihi

İstanbul, daha önce Bizans ve Konstantinopolis olarak 2700 yıllık tarihi boyunca su ihtiyacını karşılamada zorlanmıştır (Saatçi, 2013). Roma döneminde,  kullanışlı olmayan birkaç su kanalı inşa edilmiştir. İstanbula bilinen en eski su kaynağı hattı imparator Hadrian zamanında inşa edilmiştir (117-118). Bu hat, suyu şehrin batısından Sultanahmet Meydanına taşımıştır. İkinci önemli su kaynağı hattı imparator Constantine döneminde inşa edilmiş ve şehrin batısındaki Istranca Dağlarından Edirne Kapısının güneyine su temin edilmiştir. Bu, Romalılar tarafından inşa edilen su kaynağı hatlarından en uzunudur (Cecen, 1996). İstanbulun üçüncü ana su kaynağı hattı imparator Valens zamanında 373te inşa edilmiştir. Justinian (527-565) ve Constantine V (720-740) dönemlerinde yenilenen ve genişletilen su hattı, Achilleus Hamamları ve Yerebatan Sarnıcını tedarik etmiştir (Şekil 1).

Şekil 1. Yerebatan Sarnıcı 6. Yyda 80.000 metreküp kapasiteli olarak inşa edilmiştir.

Belgrad ormanlarından şehrin kuzeybatı kesimine suyu taşıyan Romalılara ait olan dördüncü su hattı Theodosius I tarafından inşa edilmiştir (379-395) (Ozkaldi et al., 2007). Şehrin kuyuları, sarnıçları ve su kaynakları nüfus artışı nedeniyle yetersiz kalınca, şehir içindeki mevcut su kaynağı hatları ve dağıtım şebekeleri genişletilmiş ve mevcut sistemlere yeni kaynaklar eklenmiştir.

1453te İstanbul Türler tarafından fethedildikten sonra su sistemlerinin restorasyon ve yeniden yapılandırma çalışmaları başlamıştır (Cecen, 1996).  Bozdoğan (Valens), Mazulkemer, Karakemer ve Turunçluk gibi 4. yy Roma dönemine dayanan su kemerleri hala iyi durumdadır (Ozkaldi et al., 2007).

Bozdoğan Su Kemeri bu faydalı yapılardan biridir ve kentin eski su taşıma sisteminin önemli bir parçasıdır.  Bu sistem yaklaşık 242 km uzunluğuna sahip olup Istranca (Trakya) yaylarından başlar ve Sultanahmet Meydanındaki Yerebatan Sarnıcında sona erer (Cecen, 1996) (Şekil 2).

Şekil 2. Bir Roma su kemeri eski Fatih mahallesindeki yaklaşık 920 m uzunluğunda Valens Su Kemeri (yeni adı Bozdoğan Kemeri) önemli bir şehir simgesi olmaya devam ediyor.

1453te İstanbul adını aldıktan sonra, Osmanlı Sultanları İstanbulun su işlerine özel ilgi gösterdi. Hakalı, Kırkçeşme, Üsküdar, Taksim su yolları İstanbulun önemli su taşıma sistemlerinden bazılarıdır. Tüm sistem restorasyondan sonra 1563 yılında tamamlanmıştır. Bu sistem 400 yılı aşkın bir süredir herhangi bir arıza yaşamaksızın hala kullanılmaktadır. Bu su yolları İstanbulun Rumeli bölgesini besledi ve şehrin kuzeyinde bulunan kaynaklardan sağlanmıştır. Uzun Su Kemeri (26 m yükseklik ve710 m uzunluk), Eğri Su Kemeri (35 m yükseklik ve 342 m uzunluk), Maglova (35 m yükseklik ve 258 m uzunluk) ve Güzel Su Kemeri (32 m  yükseklik ve 165 m  uzunluk) olmak üzere dört önemli su kemeri vardır (Ozkaldi et al., 2007).

2.      İstanbulun Yerüstü Suyu

  • İstanbul Boğazı

İstanbulun coğrafi konumu ve topografyası oldukça eşsizdir. Şehir iki kıtanın birleştiği yerde bulunmaktadır: Asya ve Avrupa İstanbul boğazı ile bölünmüştür. Uzunluğu 300 km, ortalama derinliği 35.8 m ve maksimum derinliği 110 m olan (Gunnersan, 1974) İstanbul boğazı (Bosphorus) Akdenizi Ege yoluyla Karadenize bağlar. İstanbul boğazı,  şehrin kuzey kesiminde yer almaktadır. Karadeniz ve Marmara denizinde okyanusografi koşulları üzerinde önemli bir etkiye sahiptir (YÜCE, 1990).

Marmara denizi, İstanbul boğazı ve Çanakkale boğazı aracılığıyla Karadeniz ve Ege denizini bağlayan kapalı bir denizdir. Bu nedenle, Marmara denizinde yıl boyunca çok güçlü ve kalıcı tabakalaşma, Akdenizi taşıyan alt katmanlar ve Karadeniz suyunu taşıyan üst katmanlar vardır. Az tuzlu Karadeniz yerüstü suyu, yüzeyde Marmara denizine akarken,  suyun altındaki akıntı aslında Akdenizden gelen Marmara denizinden Karadenize doğru zıt istikamette akar (YÜCE, 1990).

İstanbul boğazı yüzyılardır çöplük olarak kullanıldı. Boğaz suyu çok kirlidir ve İstanbulun çoğu kıyı bölgesi boyunca suyun yüzeyinde bulunan çöpler alelade ortadadır. Hızlı endüstileşme ile birlikte toplu nüfus artışı İstanbul boğazı üzerindeki baskıyı arttırmaktadır. Ancak asıl sorun boğaza atılan çöp değil, kanalizasyon suyunun pompalanmasıdır. Ön arıtılmış atık sular boğaza boşaltılırken, biyolojik arıtılmış suyun neredeyse tamamı Marmara denizine boşaltılmaktadır.

  • Haliç

Haliç nam-ı diğer Altın Boynuz Osmanlı gemilerini ve diğerlerini binlerce yıl koruyan doğal limandır. Kıvrımlı şekli ve gün batımındaki değişen renginden dolayı geçmişteki turistler Altın boynuz olarak adlandırmıştır. Sadece boğazın Marmara denizine girdiği yerde İstanbul boğazına katılır, böylece " Eski İstanbul" olarak adlandırılan bir yarımada oluşur. Haliç kıyısında Bizans sarayları, şehir surları, kiliseler, Osmanlı köşkleri, camileri, hamamları ve birçok tarihi ev vardır.

Haliç, 20. yyın sonlarına kadar gelişen balıkçılık faaliyetlerini desteklemiş ve Alibeyköy ve Kağıthane nehirlerini İstanbul boğazına bağlayan 7.5 km uzunluğunda ve 200-900 m genişliğinde olup ve maksimum derinliği 36 m olan 2.6 km kare yüzey alanını kaplar (Coleman et al., 2009). 1950lerde İstanbulun nüfus patlaması ve II. Dünya Savaşından sonra 1954te Haliç bölgesinin sanayileşme alanı olarak ilan edilmesi ile eski Haliç kötü kokusuyla kirli endüstriyel atıkların biriktiği bir yer haline gelmiştir (Eroğlu, 2001). 1950lerden itibaren büyük göç, hızlı ve düzensiz endüstrileşme ve kanalizasyon yetersizliğinden dolayı resmi olmayan düzensiz şehirleşme Haliçte anoksik tortu, toksik bakteri, güçlü hidrojen sülfür (H2S) kokusuna ve ekolojik olarak yaşanmaz koşullara yol açmıştır (Coleman et al., 2009).

İstanbul büyükşehir belediyesi ve İSKİ tarafından alınan önlemler, 1994 yılında Haliçin tamamında su kalitesini ölçülebilir şekilde geliştirmiştir. Bu rehabilitasyon projesi dünyanın en büyük Haliç temizleme projelerinden biri olmuştur. Böylece Haliçin koku ve biyolojik çeşitlilik sorunları çözülmüş ve Haliçin kültürel ve tarihi özellikleri yeniden kazanılmıştır. Haliç artık yüzme, kürek sporu ve seyir için açıktır (Şekil 3) (Altinbilek, 2006).

Şekil 3.

1996 yılındaki restorasyondan önce, 2012 yılındaki büyük temizliğinden sonra

3.      İstanbul Su Rezervuarları

İstanbulun mevcut su sistemleri barajlar, rezervuarlar, su arıtma tesisleri ve boru hatları (boru uzunluğu 17.000 kmden daha fazla) ndan oluşmaktadır. İstanbul başta yerüstü su rezervuarları olmak üzere yılda 1353 milyon m(%97) su tedarik etmektedir. Yeraltı suyu kullanımı yaygın değildir ve sadece toplam tüketimin küçük bir kısmı yeraltı kaynaklarından gelmektedir (yılda 30 milyon m3), (Baban et  al., 2011).

İstanbulun içme suyunun %97sinden daha fazlası altı içme suyu rezervualarında toplanmaktadır. Birkaç rezervuar Avrupa yakasında (Terkos, Alibeyköy, Büyükçekmece, Sazlıdere rezervuarları ve Istranca Nehirleri) ve üç tane Asya yakasında (Ömerli, Darlik ve Elmalı rezervuarları) bulunmaktadır (Şekil 4).

Şekil 4. İstanbul rezervuarlarının yeri

Şu anda İstanbulda 17.808 kmlik su şebekesi olan 15 baraj vardır (İSKİ 2013). İstanbulun en önemli su kaynaklarından biri toplam tatlı su temininin yaklaşık %32 sini sağlayan Ömerli Havzası (Asya yakasında) dır (Baban et al. 2011). Su, bölgenin ihtiyacına göre bir depodan diğerine pompalanmaktadır (Şekil 5), (Baban et al., 2011).

Şekil 5. İstanbulun su temini şeması (Altinbilek, 2006)

4.      Su Yönetim Kuruluşları

İstanbula su temininin yönetimi, kronolojik olarak aşağıdaki gibi beş döneme ayrılabilir (İSKİ, 2004).

  • Osmanlı öncesi su kaynağı sistemleri

Şehrin su ihtiyacı başlangıçta yeraltı kaynakları, küçük kaynaklar ve sarnıçlar tarafından karşılandı. Roma dönemi boyunca dört adet yerçekimi iletim hattı yapılmıştır. Toplam depolama kapasitesi 200.000 m3 ve 800.000 maçık sarnıç olan 70den fazla kapalı sarnıç şu an inşa edilmiştir (Altınbilek, 2006).

  • Osmanlı dönemi

1453te İstanbul Osmanlılar tarafından fethedildikten sonra, ek su temini için bir arama ve inşaat faaliyeti başlatılmıştır. Farklı Sultanlar tarafından beş yeni büyük taşıma hattı yapılmıştır. Bunların en büyüğü olan Kırkçesme su kaynağı sistemi 1563 yılında inşa edilmiştir ve halen faal durumdadır. Toplam 1.7 milyon m3 depolama kapasitesine sahip sekiz adet tarihi su barajı inşa edilmiştir.

Farklı kaynaklardan gelen çeşitli kaynaklar halka açık çeşmelere küçük tedarik hatları ile dağıtılmıştır. Bunların en önemlisi, 1904 yılında inşa edilen ve günlük olarak 1200 mlük bir hacimle 50 çeşmeye dağıtılan Hamidiye sularıdır (Altinbilek, 2006).

  • Su firmaları

İstanbulun Avrupa bölgesine su temini sağlama sorumluluğu, Terkos Gölünden su getirmek için 1869da Dersaadet Su Şirketi adında özel bir Fransız şirketine verilmiştir. İstanbuldaki ilk su arıtma tesisi 1926 yılında bu şirket tarafından inşa edilmiştir. Bir diğer Fransız şirketi olan Üsküdar-Kadıköy Su Şirketi, 1888de İstanbulun Asya yakasının su ihtiyaçlarını karşılamak için kurulmuştur (Altinbilek, 2006).

  • İstanbul Su İdaresi

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan sonra, özel şirketlerin işletme hakları, 1933 yılında su kaynaklarını dağıtmak ve yönetmek ve harç toplamak amacıyla İstanbul Su İdaresine devredilmiştir. Elmalı-2 Baraj inşa edilmiştir. Pompalar modernize edilmiştir ve yedi taşıma hattının ve su sistemlerinin kapasitesi artırılmıştır. İstanbul un Su Temini Master Planı Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü tarafından 1971de hazırlanmıştır.

  • İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ)

1981 yılında su ve atıksu hizmetleri kısaltılmış adı Türkiye de İSKİ olan İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi adı altında birleştirilmiştir. İSKİnin sorumlulukları planlama, inşa etme ve işletmedir:

  • Su temini ve dağıtımı.
  • Atık su toplama, arıtma ve tahliye.
  • Kirliliğe karşı su kaynaklarının korunması.
  • Metropol bölgedeki su yollarının rehabilitasyonu (Altinbilek, 2006).
  • Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ)

DSİ bu dönemde İstanbula belediye ve endüstriyel su tedarik etmek için aktifti. Bu nedenle, DSİ çeşitli planlama çalışmaları yapmış ve halen mevcut suyun üçte ikisini temin eden birçok baraj, taşıma hatları ve arıtma tesisleri kurmuştur. DSİ ayrıca, 2040 yılına kadar İstanbulun su ihtiyacını karşılayacak " Büyük Melen Sistemi " olarak adlandırılan daha büyük başka bir su temini projesini yürütmektedir (DSİ, 2000), (Altınbilek, 2006).

5.      Tartışma

İstanbuldaki su sıkıntısı kentin dört ana özelliğinden kaynaklanmaktadır:

Nüfus Artışı

Şehrin nüfus artış oranı şu anda yılda ortalama %3,45 tir ve insan akışı hala devam etmektedir. Yılda yaklaşık 400.000 nüfus İstanbula göç etmektedir. İstanbulun kmye düşen 2742 kişinin (kmye 1700) nüfus yoğunluğu, Türkiye nin kmye düşen 130 kişiyi (kmye 81 kişi) aşmakta ve metropol bölgelerde 6220 km2 (2402 mil2) lik olmasına rağmen, şehir sınırları 1830.92 km2 (707 mil) lik bir alanı kaplamaktadır.

  • Su Rezervuarlarının Konumu

Nüfusun 3te 2si Avrupa yakasında ve 3 te 1 i Asya yakasında yaşamasına rağmen, su rezervuarlarının  çoğunluğu Asya yakasında bulunmaktadır. Bu nedenle su rezervuarları yüksek maliyette şehir için güvenli su rezervuarı ile bağlantılıdır (İSKİ, 2013).

  • İklim

Son 50 yıldır sıcaklık, yağış ve buharlaşma eğilim analizi, İstanbulun daha sıcak ve  kurak olduğunu göstermektedir. Ayrıca kuraklık ve şiddetli yağışlar gibi olağanüstü olayların sıklığının artacağı tahmin edilmektedir. Rezervuarlardan daha fazla buharlaşma nedeniyle kentin su temini önümüzdeki yirmi yıl boyunca %14 oranında düşebilir.

  • Su Rezervuarlarına Yakın Plansız ve Yasadışı Kentleşme

Rezervuarlar yeterli sağlık önlemleri alınmadan yerleşim yerlerinden gelen kirliliklere maruz kalmaktadır. Bu bölgedeki düzenlemeler inşaat ve sanayi faaliyetlerini kısıtlar ancak hızlı ve çoğunlıkla plansız kentleşme karşısında bu düzenlemelerin çok az uygulaması var. Buna ek olarak, drenaj sistemine yasadışı çapraz bağlantılar vardır, böylece arıtılmamış atık su yağmur suyu drenlerine ulaşır ve içme suyu rezervuarlarının kirlenmesine katkıda bulunur.

6.      Sonuç

İstanbul, su temini konusunda zamanla zorlansa da bilimsel araştırmalarda İstanbulun su sorunu önemli bir yer tutmamaktadır. İstanbul su yönetimi hakkındaki araştırmalar, İstanbuldaki su özelliklerinin genel verilerini veren su talebi ve temininin değerlendirilmesiyle sınırlıdır. İstanbul belediyesi artan sayıda baraj ve diğer bölgelerden yüksek maliyette su taşımayla nüfusun su talebini karşılamaya çalışılmaktadır. Bilim ve teknolojilerin meseleyi ele alması boş görünüyor. Burada, İstanbul su yönetimi ile ilgili bazı ana öneriler, politikacılar, şehir planlayıcılar, şehir yöneticileri, belediye, halk ve İstanbuldaki diğer ilgili uzmanlar tarafından ele alınması anlatıldı.

̵ İstanbulun Su Kullanım Değerlendirmesi: İstanbuldaki su tüketimi, tüketim şekli ve su kirliliğini içeren su analizine ihtiyaç duyulmaktadır. Su Altyapısı, Yaşam Döngüsü Değerlendirmesi ve Çevreye Duyarlı Giriş-Çıkış Analizi gibi su kullanımı değerlendirmesiyle bilinen bazı temel araçlar da İstanbulda kullanılabilir. Bu yollarla tatlı su tüketimi, su kirliliği, doğrudan ve dolaylı su kullanımı, çeşitli alan ve zamanlarda su kullanımının çevresel etkileri analiz edilebilir. Bu bilgi, İstanbulun verimli su yönetimi hakkında şehir uzmanları ve belediye için değerli veriler sağlayacaktır.

̵  Çeşitli sosyal düzeyler ve organizasyondaki işbirliği: Ulusal ve yerel yönetimlerden özel sektör ve sivil topluma ciddi bir işbirliği ihtiyacı vardır. Etkili önlemler, eğitim, düzenleme ve uygun cezalar (yaptırım ile), su kayıplarını azaltma teşvikleri ve iyileştirilmiş geri dönüşüm ve yeniden kullanımı içermelidir. Bu, yapıyı su rezervuarlarına yakın olarak sınırlayarak ve kanalizasyon sistemlerine yasadışı bağlantıyı izleyerek ve önleyerek, yer altı su kaynaklarının ve yerüstü su rezervuarlarının su kalitesini artırabilir.

̵  Kent ve konut yapılarında modern araç ve teknolojilerin kullanımı: Su dağıtım sisteminden hane halkı tüketimine kadar su tüketimini idareli kullanmak ve azaltmak için icat edilen çeşitli araçlar ve teknolojiler bulunmaktadır. İstanbulun büyük bir kesiminde tarım çiftlikleri, evler ve kentsel açık alanlar gibi çeşitli sektörlerde hala geleneksel araçlar ve tesisler kullanılmaktadır. Ancak, otomatik ölçü şeritleri, kısa yağmurlar, borular ve diğer modern aletlerin kullanımı ile su tüketimi son derece azaltılabilir.

̵  Yağmur suyunun kullanımı: Yağmur suyu depolanabilir ve çeşitli teknikler ve yollarla İstanbulda kullanılabilir. Aynı zamanda su ve su kirliliğini de azaltacaktır. Yağmur suyu kullanmak tatlı suyun kullanımını önleyebilir. Önceki yüzeyler, çatı bahçeleri ve diğer yolları kullanarak yağmur suyu depolanabilir ve tarım ve hatta bazı hane halkı için kullanılabilir. Aynı zamanda yeraltı suyu akışı ve su kirliliğini de azaltacaktır.

Referanslar 

1.      Altinbilek, D., 2006, Water Management in Istanbul, Water Resources Development, Vol. 22, No. 2, 241-253, June 2006

2.      Baban, A., & Tayfur, G. (2011). Groundwater contamination and its effect on health in Turkey. Environmental Monitoring and Assessment, 183(4), 77-94.

3.      Cecen, K. 1996. Sinans water supply system in Istanbul. Istanbul: Istanbul Water and Sewerage Administration General Directorate.

4.      Coleman, H. M., Kanat, G., & Aydinol Turkdogan, F. I. (2009). Restoration of the Golden Horn Estuary (Halic). Water Research, 43(20), 4989-5003.

5.      Eroglu, V. & Sarıkaya, H. Z. (1998) Achievements towards better water supply and wastewater disposal in Istanbul, in: Proceedings of an International Symposium on Water Supply and Treatment, Organized by Istanbul Water and Sewerage Administration, pp. 1-19, Istanbul, 25-26 May.

6.      ISKI. (2004). Annual report 2012. Istanbul, Turkey: Istanbul Water Works and Sewerage Administration.

7.      ISKI. (2013). Annual report 2013. Istanbul, Turkey: Istanbul Water Works and Sewerage Administration.

8.      Keyder C (2005) Transformations in urban structure and the environment in Istanbul. In: Adaman F and Arsel M (eds) Environmentalism in Turkey: Between Democracy and Development? Aldershot: Ashgate, 201-217.

9.      Leeuwen V., K., Sjerps, R., 2015. Istanbul: the challenges of integrated water resources management in Europas megacity, Environ Dev Sustain (2016) 18:1-17.

10.  Ozkaldi, A., Akbas, H., Celik B., K., 2007, Evaluation of historical water works in turkey from hydraulic engineering point of view, International History Seminar on Irrigation and Drainage, Tehran-Iran May 2-5, 2007, 64-70

11.  Saatci, A. M. (2013). Solving water problems of a metropolis. Journal of Water Resource and Protection, 5(4A), 7-10. Krebs CJ (2009) Ecology: The Experimental Analysis of Distribution and Abundance. San Fransisco, CA: Pearson Education.

12.  Unalan D., 2011. Why cities cannot be sustainable: Governance and planning for Istanbul, Local Economy, 26(4) 305-313

13.  YÜCE, H., 1990, Water exchange in the Strait of Istanbul (Bosphorus) and the Black Sea, Ocionologia ACTA,  vol 13, 177-186.

 

Kaynak:https://www.plantdergisi.com/sahar-pouya/istanbul-un-su-sorunu-oncelikli-olmali.html

Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 5 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 79 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 187330