"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

TÜRKİYE’DE KALKINMA PLANLARININ KIRSAL YERLEŞME DÜZENİNE YAKLAŞIMLARI

Giriş
Anayasa’da varlığı güvence altına alınan yerel yönetimlerden birisi de köy
halkının yerel ortak ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan köy yönetimleridir.
Köyler her ne kadar Osmanlı döneminde de sosyolojik bir birim olarak varlığını
sürdürse de Cumhuriyetin kuruluşuyla birlikte 1924 yılında 442 sayılı Köy
Tarihte ve tarih öncesinde, ne kadar gerilere gidilirse gidilsin insanın topluluk
içinde yaşadığı görülmüştür. Bu toplulukların yalın biçimde de olsa az çok
örgütlenmiş oldukları bir takım alışkanlıklara, geleneklere ve toplumsal inançlara
sahip oldukları hakkında kimi bilgilerin olduğu bilinmektedir. Bu konularda
söylenebilecek ilk bilgi veren en önemli kesinlik, insan topluluklarının doğa ile
çok sıkı ilişkiler içinde olmalarıdır. İnsanlık tarihinin paleolitik dönemden
neolitik döneme geçişi, insan toplumları için çok önemli bir dönüm noktasıdır.
Arkeolojik bilgilere göre, insanın neolitik döneme geçişi M.Ö. 10000 yıllarına
dayanmaktadır. Köy yerleşmelerinden önce, insanlar barınma yeri olarak
mağaraları kullanmışlardır. Neolitik dönem, insanın ekinsel evriminde farklı
tarihlerde yaşanmış önemli bir evredir. Çünkü insanın neolitik döneme geçişi
ekinsel birikimini artırmıştır. Köy, her şeyden önce belirli doğal ortamlar içinde
kurulmuştur. Köyün kurulmasında, doğa kurucu öğelerin en önde, başta geleni
olmuştur. Köy topluluğu, organik bir biçimdir. Köyde, özel iyelik ilişkiler yanı
sıra ortak kullanıma ayrılmış ortak hizmetler ve ortak iyelikler vardır. Henri
Lefebvre köyü şöyle tanımlamıştır: ”Köy topluluğu, tarihsel olarak belirlenmiş,
özel koşullara göre toprağa sahiplenmiş bir aileler bütününü örgütleyen bir
toplumsal küme biçimidir.” Köy yönetimlerinin varlığı, tarih öncesi 5000’li
yıllardan daha gerilere dayanmaktadır. Bu yerleşim yeri, öncelikle insan
toplumunun evriminde çok önemli bir aşamadır. Kentlerin ortaya çıkışına hem
nüfus olarak hem de alan olarak büyümesine önemli katkısı olan yerleşim yerleri
köylerdir. Ülkemizde, 1950’li yıllara kadar yoğun bir köy yaşamı sürmüştür.
Türkiye’de, sanayileşme, kentleşme ve hizmet kesimlerinde hızlı gelişme
olmasına karşın, ülke ekonomisinde tarım kesiminin ulusal gelirdeki payı
göreceli olarak azalsa da, kırsal alanların ülke genelinde sosyo-ekonomik
yaşamdaki önemi bugün de korunmaktadır. Türkiye, yıllık nüfus artış hızı
gelişmiş ülkelerden oldukça yüksek olan, genç nüfusa sahip, ekonomisi giderek
artan oranda sanayi üretiminin ağır bastığı bir yapıya dönüşmektedir. Türkiye’de
gayri safi milli gelir içinde sanayinin oranı 1950’de %14 iken, 2017 yılının Eylül
ayında sanayi sektörü %18,9, tarım sektörü %20,7, hizmetler sektörü toplam
istihdamın %52,6 ve inşaat sektörü %7,9’unu oluşturmaktadır,

Makalenin tümü için lütfen tıklayınız

/uploads/editor/images/T%C3%BCrkiye%E2%80%99de%20Kalk%C4%B1nma%20Planlar%C4%B1n%C4%B1n%20K%C4%B1rsal%20Yerle%C5%9Fme%20D%C3%BCzenine%20Yakla%C5%9F%C4%B1mlar%C4%B1.pdf

Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 10 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 343 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 155119