"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

YAKINDAN BAKIŞ - TOPRAK - SU - ENERJİ - ÇEVRE

BİZANS KONSTANTİNOPOLİS’İNİN SU TEDARİK SİSTEMİ

James Crow

Konstantinos’tan Herakleios’a Yeni Roma’nın Suları

Son yirmi yıl içerisinde yapılan araştırmalar, Konstantinopolis’in (Konstantinos’un şehri)kurulmasından sonra gelişen geç Roma su tedarik sisteminin karmaşıklığını ve büyüklüğünü ortaya koymaktadır. Bu sistem, erken V. yüzyılda II. Theodosios döneminde, Belgrat Ormanlarında eskiden var olanlarla birlikte uzunluğu şimdilerde 494 km tahmin edilen bir kanallar ağıydı ve günümüzde “en uzun Roma su tedarik hattı” olarak anılmayı hak etmektedir.1 Pek çok Eski Çağ kentinin tersine, Konstantinopolis büyük bir nehir üzerine inşa edilmedi. Kenti üç tarafından çevreleyen denizler, mükemmel bir savunma konumu, ticaret ve ithalat için iyi ulaşım imkânları ve balıkçılık için uygun şartlar sağlıyordu. Ancak imparatorluğun diğer başkenti Roma’nın sahip olduğu su kaynakları çeşitliliğiyle karşılaştırıldığı zaman, yeni başkent taze içme suyu bakımından büyük bir yetersizlikle karşı karşıyaydı. MS II. yüzyılın başlarında İmparator Hadrianus (117-138), Konstantinos’un başkentinin selefi Byzantion kenti için büyük bir su kemeri inşasına mali destek sağlamıştı. Onun inşa ettirdiği bu kemer, Belgrat Ormanlarında bulunan kaynakların sularını Byzantion’a taşıyordu. Belgrat Ormanlarının içerisinde yer alan bu bölge, daha sonra Bizans ve Osmanlı dönemlerinde de kullanıldı ve geliştirildi. Başlangıçta mevcut su kanalları, yeni Büyük Saray dâhil kentin su ihtiyacını karşılıyordu, fakat kentsel alan, Konstantinos Forumu’nun (Çemberlitaş) batısındaki tepelere ve Konstantinos’un mozolesinin bulunduğu Havariyyun Kilisesi’ne (bugün Fatih Camii civarı) doğru genişledikçe, yüksek irtifalı yeni su kaynakları ihtiyacı ortaya çıktı. Eski Çağ dünyasında ve XIX. yüzyıla kadar uzun mesafelerden boru hatlarıyla su taşıma işlemi ancak yer çekimi gücüyle yapılabiliyordu. Onun için, suyun sevk edileceği noktadan daha yüksekte yer alan su kaynaklarını veya muhtemel nehirleri bulmak ve bunların gerekli su yükünü taşıyacak yeter yükseklikte olmasını sağlamak zorunluydu.

Bu bölüm, bin yıllık Bizans su mühendisliği sisteminin ana parçalarının tarihsel bir özetini sunacak ve Trakya’daki su sağlamaya ilişkin büyük çalışmaların yanı sıra, kent içinde su dağıtım ve muhafazasına ilişkin verilerin durumunu değerlendirecektir. Konstantinopolis’in yeni kentin mahalleleri Konstantinos surlarına ve daha sonra Theodosios’un inşa ettirdiği yeni surlara doğru genişledikçe, surlarla tanımlanan fiziki alan ve kıyı, Roma dışındaki bütün diğer Eski Çağ kentlerinden daha büyüktü.2 Kentin gelişiminin bir kronolojisini vermeye kalkışmanın önündeki bir problem, Konstantinopolis kent tarihi hakkında farklı dönemlere tarihlenen çeşitli yazılardır. Bunlar da çoğunlukla ya oldukça aynı ya da birbiriyle çelişen anlatılar sunmaktadırlar. Mesela, X. yüzyılda derlenen Patria adlı eserde kentin kuruluşunun ilk yüzyıllarıyla ilgili hemen her şey Konstantinos’a atfedilmektedir. Bu durum, su şebeke sisteminin tarihi için de geçerlidir. Gelişen kentsel altyapının bu anahtar parçasının önemini, IV. yüzyılda yaşamış hatip Themistius, Konstantinos ve oğlu II. Konstantios gibi ilk imparatorların kamu yapıları ve heykellerle kenti süsleyerek çok şey kattıklarını ancak kentin “altın kemerli fakat susuzluktan ölmekte olduğu” özlü sözüyle yorumlamaktadır.3 Yeni su kemeri, genişleyen kentin altyapısının hayati öneme sahip bir ihtiyacıydı. Çalışmalar, batıda yeni suların beraberinde “Trakya çeşmelerinin” ortaya çıkışıyla ancak 373 yılında tamamlanacaktı. Themistius’un ilk söylevlerinin birisinde, II. Konstantios’un 357 yılında yeni su kaynakları araştırmak için mimarlar görevlendirdiği ifade edilmektedir. Bu durum, yeni yüksek düzeyli su şebeke sisteminin tamamlanması için yirmi yıldan biraz daha az bir zaman harcandığını ortaya koymaktadır.

Yeni Su Kanalları

Erken Bizans kentinin su ihtiyacı İmparator Hadrianus tarafından inşa ettirilen kanallarla sağlanıyordu. Bu kanalların, Haliç’in üzerindeki tepeler boyunca deniz seviyesinden yaklaşık 35 m yükseklikte kentin kuzey yanından aktığını tahmin edebiliyoruz (Figür 1). Bu kanalların hattı muhtemelen, Cebeciköy’den ve Belgrat Ormanlarından Osmanlı dönemindeki Kırkçeşme kanal sistemine çok benzerdi. Yeni kente ilişkin bilgilerimizin çoğu, 430 yılı civarına tarihlenen ve kentin bölgelerinin ve başlıca yapılarının listesini veren Notitia Urbis’ten gelmektedir.4 Bu kaynağa dayanarak Hadrianus’un kanallarının kentin aşağı bölgelerinde, toplam dokuz thermaenin (halka açık hamam) altısına, büyük bir sarnıca, iki nympheaeye (halka açık çeşme) ve bütün kentte bulunan 156 balneanın (banyo) toplamda doksan sekizine su sağlayabildiğini tahmin edebiliyoruz.

Makale'nin devamı için lütfen tıklayınız 

https://istanbultarihi.ist/190-bizans-konstantinopolisinin-su-tedarik-sistemi

Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 6 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 96 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 185913