"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

Teknoloji Kültürüne Doğru Geçiş

Temel bilimlerin Türkiye'de toplumda kendini ifade edebilmesi sorunu: sağlıktan, çevreye ve anlamını ve kuruluş aşamalarını da toplum olarak kavrayabildiğimiz bir teknoloji kültürüne doğru geçiş...

Eyüp Yüksel 

ODTÜ Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölümü ÖSYM giriş sınavlarında her yıl birinci sırada olan makine mühendisliği bölümünü de geçip en yüksek puanla girilen moleküler genetik yani odtü bir yerde odtü biyoloji bölümünün bu arz talep başarısı, biraz da, başlangıcı olarak gen mühendisliği bölümü sayılan odtünün bu bölümünün Bilkent'in aynı bölümüyle görece eğitimi az, özentisi, moda tutkusu çok toplumun ağırlıklı kesimince hayranlıkla önemsenince umuda kapılmıştık, artık ülkemizde de temel bilimlere hak ettiği önem ve öncelik verilecek, diye. Oysa sonraki yıllarda ülje sathında biyoloji, jeoloji, kimya, fizik gibi temel bilimler bölümü birer birer kapanmaya başladı, bu olgu, bu gidişat ülkenin kan kaybıdır aslında. TÜBİTAK'ta bir bilim politikacısı Erdal İNÖNÜ yok artık. Habertürk'te sağlık üzerine hep İstanbul'dan öğretim üyeleri çıkarılıyor, İstanbul kayırılıyor, Başkentimiz Ankara ihmal ediliyor gibi. İş Bankasının, Merkez Bankasının İstanbul'a taşınması eğiliminde olduğu gibi. Öte yandan sağlıklı bilim politika arayüzü geliştirebilmesi için ehil kurum Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) Müsteşarlığından mahrumuz. Düşünün biyogüvenlik biyoteknoloji özel ihtisas komisyonuna Bilkent Üniversitesi Moleküler Biyoloji ve Genetik Bölüm Başkanı Mehmet Öztürk hocamız başkanlık etmişti DPT'de. Temel Bilimler yetimi bir ülke olmayalım. Biyologlar genelde aşıları bulanlar. Pasteur ise kimyacıydı, kimyagerdi. Tv haberlerinde ve yorumlarda sağlık çalışanları arasında BİYOLOGLARIN adının anılmadığı bir toplumuz, medyayız. ODTÜ ve BİLKENT'te en üst standartlarda kansere karşı ve şu anki pandemiyi önlemeye yönelik aşı geliştirme çalışmalarını yürüten ciddi BİYOLOG bilim insanlarımız, okul dönemimizden tanıdığımız, dünyada başarılarını kanıtlamış çok ileri bilim düzeyinde arkadaşlarımız  var. Toplumumuz onları mutlaka tanımalı, medya araya girmemeli. Konu salt Bilkent, ODTÜ, Hacettepe Üniversitelerimizin tanınma sorunu değil, Türkiye'nin zihniyette olgunlaşma, gelişme, kalkınma sorunu bence. Hiç olmazsa belediyeler, araştırma enstitüleri, Dışişleri Bakanlığımız ve aydınlarımız tanımalı. Önce bilim felsefesi, bilim tarihi, felsefe, mantık okutmazsak, Türkçe gramerini ve düşünmeyi doğru dürüst öğretmezsek, para kazancı, kariyer, iş bulma kazancı, rekabeti, hırsı dışında kişileri sanata ve düşün dünyasına, tinsel, manevi değerlere, etiğe, ahlaka, estetiğe yabancılaştırırsak toplum ve medya her ciddi varlığı, olguyu algılayamaz, gösteriş ve özentiye kapılır okullar, piyasa, profesyonel iş ortamı, üniversite dahil; önündeki verileri görse bile değerlendirme (assessment) yapamaz ve bu toplumun mass production (büyük ölçekli üretim) özel sektörüne de yansır, o bilim insanlarına layık, o seviyede üretim yapamaz. Ülkelerin bilim insanlarıyla halkının, özellikle moda ve popüler kültür baskısıyla körelmiş toplumlarda sağlıklı bir ilişki kurması da gereklidir, sosyolojisinin araştırılmasına aşı kadar, ilaç kadar ihtiyaç var, piyasadaki ve üniversitedeki ve bürokrasideki  görgüsüzlük ortamı baskın olan toplumlarda, toplum bilimcilerince. 

 

Üst yapı kurumları, soyut çalışmalar, görüş, politika ve teknikler geliştirme düzleminde muhtelif davranış ve ilişki biçimlerini de keşfetmeliyiz, -bu işi bir iki televizyon programına bırakmadan!-  ve geliştirebilmeliyiz. Gerçek gelişme, kalkınma ve bilim politikalarını doğru dürüst işe yarar bir şekilde geliştirmek için. Türkiye çok atik, hızlı karar veren bir denizaltı mürettebatı yani bir deneyimli, psikomotor ve paslaşma yetenekleri gelişmiş takım gibi muhtelif mesleklerin barışık olduğu, ekol geliştirmeye odaklı, toplumun bu amacı psikolojik olarak desteklediği, bilim insanlarımızın moralini yükselttiği, sıkı işbirliği yapan bir kültüre sahip olmalı, tikel olarak, teknokentlerin ve her bir özel sektör fabrika, ar-ge kozalarının yanısıra ve zamanlama bakımından onlardan öncelikli olarak. 

Mesleki, üniversiteler, meslekler arası rekabeti bırakmalıyız, işbirliği kültürü, birbirinin eksiğini tamamlama kültürüne geçmek zorundayız. Bilim çevrelerinin aklı ile bürokrasinin her bir kesimin değerli, yabana atılamayacak aklını analiz eden, karşılaştıran çok güzel makaleler var the Guardian'da. 

Bunu not edip içselleştirdikten sonra ülkeye aydınlar, akademisyenler, meslek mensupları, bürokratlar olarak yaymamız, tanıtmamız da görevimiz olup, ülkemizde bilimin nefes alabilmesi, toplumda sade vatandaşa da anlatılabilmesi; dolayısıyla toplumun bir kültür ögesi olarak bilimsel düşünce sistemini özümsemesi için bir gerekliliktir. Bu görevden bu toplumun, halkın okumuş bireyleri olarak kaçamayız. Kültür, toplum ve ülkelerde toplumbilimlerinin harekete geçirilmesi çok önemli ve belirleyici. 

ABD'de Yale Üniversitesinde Tıp Fakültesiyle Biyoloji Fakültelerinin kantini ortaktır, birbirleriyle fikir alışverişi geliştirebilsinler, karşılıklı sinerji ve gelişimle ortak daha ilerisini, doğrusunu geliştirebilmek için. Üniversitedeyken öğrencilik dönemlerinden tanıdığımız ODTÜ BİLKENT HACETTEPE bilimsel araştırmacı arkadaşlarımız saygın hocalarımıza insanlık için, Türkiye için başarılar dileğiyle.

Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 21 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 422 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 64190