"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Su,Enerji,Çevre ve Gıda Güvencesi

Değişen Güvenlik Paradigmasında  Gıda Güvencesinin Artan Önemi

 

 

Dursun Yıldız                                                           Elif Arslan

Su Politikaları Uzmanı                                           Gıda Mühendisi (Msc)

SPD Başkanı                                                         SPD Hidropolitik Akademi

 

 

ÖZET

Soğuk savaş döneminde genellikle ulusal sınırları askeri güvenlik veya caydırma tedbirleri ile koruma üzerine kurulmuş olan ulusal güvenlik kavramı 21 yüzyılda değişmiş ve bireysel güvenlik,su,gıda,enerji ve çevre güvenliği konularını da kapsar duruma gelmiştir. Sayılan bu güvenlik kavramlarının arasında  su ve enerji güvenliğinden daha çok söz edilse de son 25 yıldır daha geri planda oluşan “ yeni gıda jeopolitiği ve gıda güvencesi” kavramı öne çıkmaktadır. 

Ülkelerin gelişmeleri ile gıda güvencesi ve gıda güvenliğini sağlamaları arasındaki ilişki son dönemde daha da belirleyici olmaya başlamıştır. Bu durum dünyada yeni bir gıda jeopolitiğinin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Son 20 yıldır bazı  ülkeler  gıda güvencelerini sağlamak bazı büyük firmalar ise pazardaki hakimiyetlerini arttırmak  için diğer ülkelerden büyük miktarda arazi kiralamaya başlamıştır.

İklim değişimi, nüfusun artışı, tüketim kalıplarının değişmesi ve yenilenebilir kaynaklardan üretilen enerji (biyoyakıt gibi) talebindeki artış arazi talebini de etkilemektedir. Özellikle gıda, hayvan yemi ve biyoyakıta olan küresel talep artışı, azgelişmiş ülkelerde geniş tarım topraklarını uzun dönemli kiralama veya satın alma  nedeni olmaktadır

İklim değişiminin de etkisiyle bu sürecin devam edeceği ve yeni gıda jeopolitiğinin etkilerinin artacağı  görünmektedir. Su sıkıntısı içindeki bazı ülkeler gıda güvencesini sağlamaya yönelik olarak  sanal su ticaretini bir çözüm olarak benimsememiştir. Bunun yerine diğer ülkelerden büyük tarım toprağı ve su kaynakları kiralama yoluna gitmiştir. Son on yılda uluslararası yatırımcılar özellikle gelişmekte olan ülkelerde başta  tarım olmak üzere , madencilik, turizm ve diğer faaliyetler için geniş araziler satın almışlar veya uzun süreli kiralamışlardır. Hedef ülkelerin hükümetleri ekonomiyi canlandırma beklentisiyle bu sıcak para girdisine karşı oldukça davetkâr davranmışlardır. Buna karşın söz konusu toprak alımlarına karşı olanlar, bu durumu “toprak gaspı” olarak tanımlamaktadırlar.

Makalenin tümü için lütfen tıklayınıuz

/uploads/editor/images/De%C4%9Fi%C5%9Fen%20G%C3%BCvenlik%20Paradigmas%C4%B1nda%20G%C4%B1da%20G%C3%BCvencesinin%20Artan%20%C3%96nemi%20%20.pdf

 

Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 6 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 163 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 87631