"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

Toprak ve Deprem İlişkisi    

                                      

Nüvit Soylu1

ÖZET                                                        

 17.08.1999 tarihinde, saat 03.05’ te merkez üssü Kocaeli (Gölcük) olan ve tüm Marmara Bölgesini etki altına alan Richter Ölçeğine göre 7.4 büyüklüğünde yaklaşık 45-50 saniye süren deprem, Adapazarı, İzmit, Yalova, İstanbul, Bolu, Bursa, Eskişehir ve Zonguldak illeri ve bunların civarındaki yerleşim birimlerini etkileyerek önemli can kayıplarına, yapılarda yıkımlara ve ağır hasarlara neden olmuştur.Asrın felaketi olarak nitelendirilen bu deprem, ülkemiz açısından ulusal felaket olarak tanımlanmıştır. Ülkemiz, dünyanın üç büyük deprem kuşağından biri olan; Alp-Himalaya Deprem Kuşağı’nda yeralır. Yüzölçümünün % 92’sinin, % 45’i 1.derece, % 26’sı 2.derece deprem bölgesi olarak belirlenmiştir. Nüfusunun % 95’i ve sanayisinin %98’i deprem bölgesinde olan Türkiye, son yüzyılda magnitüdü 5.0’den büyük olan toplam 130 depremde, yaklaşık 80 bin kişi yaşamını kaybederken, 150 bin kişi yaralanmış ve 600 bin konut hasara uğramıştır. 17 Ağustos 1999 günü meydana gelen depremde  etkilenen alanın büyüklüğüne koşut,yaşamını kaybedenlerin sayısı 17 bin olarak açıklanmasına karşın, gerçek sayının bu rakamın çok üstünde olduğu bilinmektedir. Üzerinde durulması gereken, sel,çığ,heyelan gibi doğal bir doğa olayı olan, zamanı önceden bilinmeyen insan can ve malına zarar veren bu nedenle, “afet” diye tanımlanan depremin, felakete dönüşmesidir.   Türkiye’nin bütün sorunlarının depremin felakete dönüşmesiyle çok yüksek korelasyonu vardır. Eğer çözüm gerçekten isteniyorsa olaya bu bakışı gerektirir. Bu bakış öncelikle, üzerinde her türlü faaliyetin gerçekleşmesinde ihtiyaç duyulan mekan olarak mutlak yer alan, değişmez, sabit üretim faktörü arz parçasının karalar olarak ifade edilen bölümünde, toprak unsurunun niteliklerinin önemsenmesini gerektirir. Toprak yeniden üretilmesi mümkün olmayan ekonomik bakımından kıt bir doğal kaynaktır. Hangi amaçla olursa olsun, faaliyetlerin nedeni, insan ihtiyaçlarının giderilmesinde, ekonomi kavramının doğuşu olan bu ihtiyaçların sonsuz va tamamının giderilemez oluşu ile,en temel insan ihtiyacı yaşamanın ön koşulu, beslenmenin toprağa bağımlı üretim ilişkisi, insanlığın varoluş nedeni su, hava ve toprağın vazgeçilemez oluşunun göstergesidir. Yeniden üretilmesi mümkün olmayan,üretiminde kimsenin katkısı olmayan, kıt nitelikte toprakla, insan ihtiyaçlarının giderilmesi için her türlü faaliyette kullanılması ve bu ihtiyaçların, sonsuz ve giderilmesi de mümkün olmayan özellikleri bağlamında ters ilişki, toprak kullanımında ihtiyaçların giderilmesinde, önceliklerin belirlenmesi ve toplumsal yararın ön planda tutulmasını gerektirir.Yapılan çalışma, bu somut durumun yasama, yargı ve yürütmenin görev - yetki ve sorum- lulukları doğrultusunda, uygulamanın doğru yaptırımlarla ilişkisini ortaya koymaya çalışacaktır. 

Makalenin tümü için lütfen tıklayınız

/uploads/editor/images/TOPRAK-DEPREM%20%C4%B0L%C4%B0%C5%9EK%C4%B0S%C4%B0.pdf

Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış