"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

Ekosistem Esaslı Su Kalitesi Yönetimi

Bölüm 1 GİRİŞ Zeliha Selek ve Yakup Karaaslan Dünyamızda son yıllarda hızla artan nüfus ile beraber sanayileşme, tarımsal faaliyetler ve diğer sektörlerin su taleplerinde yaşanan artış ve iklim değişikliğinin etkileri su kaynakları üzerinde kalite ve miktar açısından ciddi baskılar oluşturmaktadır. İlaveten, sürdürülebilir olmayan su yönetimi ve uygulamaları doğal hidrolojik döngülerin kırılmasına sebep olmaktadır. Bunun birlikte su kaynakları birbiriyle bağlı birçok doğal kaynaktan beslenmekte ve antroponejik kökenli girişimlerin varlığı sebebi ile yapı itibari ile dinamik ve değişken özellikler göstermektedir. Bu sebeplerle su kaynaklarının özel olarak yönetilmesi ve durumlarının her aşaması gerekli izlemelerle takip edilerek potansiyel tehlikelerin su kaynaklarına etki etmeden saptanması ve önlenmesi gerekmekte, ekolojik ve kimyasal durumunun bütüncül bir yaklaşımla havza bazında korunması ve iyileştirilmesi önem arz etmektedir. Su kaynakları üzerinde baskıların artması sebebiyle önemli seviyede kirlenmeye başlamış ve bu sebeple kötüleşen su kalitesinin çözümüne yönelik yönetim uygulamalarına başlanması gerekmiştir. Teknoloji kaynaklı sınırlar ve ekonomik sebeplerle; su ekosistemlerine ulaşan kirletici yüklerin azaltılmasına yönelik çabalar; geçmişte kirlenmenin tamamen ortadan kaldırılmasını sağlayamamıştır. Bu durum günümüzde de geçerlidir ve gelecekte de geçerli olacaktır. Su kaynaklarının kirlenmesine karşı alınacak tedbirlerin maliyetleri yüksek olduğundan, herhangi bir tedbirin alınmasına karar verilmeden önce, su ekosistemi açısından elde edilecek faydanın ortaya konulması gerekmektedir. Henüz alınmamış bir tedbirin faydasının ortaya konulması ise, ancak öngörü ile mümkündür. Su kaynakları yönetimi; su kalitesi, su miktarı ve sucul ekosistemlerin tamamen birbirine bağlı olduğu büyük oranda bütünleşmiş bir çevreyi kapsamaktadır. Bu nedenle sürdürülebilir bir su yönetiminde su kalitesi, su miktarı ve sucul ekosistemlerin bir arada değerlendirilmesi gerekmektedir. Bütüncül havza yönetimi kavramı, 1990 yıllardan itibaren uluslararası kuruluşlar tarafından gündeme taşınmış olup stratejik bir doğal kaynak olan suyun sürdürülebilir kullanımını teşvik ederek su ekosistemlerinin ve bunlara bağlı diğer ekosistemlerin havza bazında korunması, iyileştirilmesi ve olası tahribatların önlenmesini hedeflemektedir. Bütün su ekosistemlerinin ve su ihtiyaçlarıyla ilgili olarak, karasal ekosistemler ve sulak alanlarda, son tarih uzatma veya istisna yapılmaması koşuluyla, AB Su Çerçeve direktifine göre 2015 yılına kadar “iyi su durumu”na ulaşılması gerekmekteydi. Su Çerçeve Direktifi (SÇD), yerüstü su kaynaklarının kalitesi ile sucul ekosistemlerin korunması ve iyileştirilmesi maksadıyla bütünleşik bir çevre koruma ve yönetim yaklaşımını esas almaktadır. Bu yaklaşım doğrultusunda yapılması gerekenlerden biri de, yerüstü su kaynakları için risk teşkil eden tehlikeli maddelerin kontrolü için Çevresel Kalite Standartlarının (ÇKS) belirlenmesi ve uygulamaya alınmasıdır. Bir yerüstü suyu kütlesinde iyi su durumu, hem ekolojik hem de kimyasal durumun iyi olması ile mümkündür. Bu aşamada; ÇKS’ler su kaynaklarının ekolojik ve kimyasal durumunun belirlenmesinde bir araç olarak dikkate alınmakta ve su kalitesinin durum tespitinde kullanılan kirleticiler için ÇKS’lerin sağlanması büyük önem arz etmektedir. Avrupa sularının çoğunda bulunan bir dizi kirletici su ekosistemlerini tehdit etmekte ve halk sağlığı sorunlarına yol açabilmektedir. AB Su Çerçeve Direktifi gereğince su kirliliğini azaltmak, uygulanacak diğer birkaç direktif ve düzenlemeyi gerektirmektedir. Geçtiğimiz yıllarda noktasal kaynaklardan ileri gelen emisyonların azaltılmasında açık bir ilerleme kaydedilmiştir. AB Kentsel Atık Su Arıtma Direktifi'nin ulusal mevzuatlarla birlikte uygulanması, Avrupa kıtasının çoğunda atık su arıtımında iyileşmelere yol açmıştır. Tarımsal üretim, aşırı miktarda besin maddesi ve pestisit gibi kimyasalların kullanılmasının bir sonucu olarak yaygın bir kirlilik kaynağıdır. Diğer tarımsal kirleticiler ise kırsal, kentsel ve orman alanlarından yüzey akışıyla su kaynaklarına karışmaktadır. AB’ye üye ülkeler tarafından şu anda çiftlik düzeyinde besin planlaması, uygun toprak işleme, ürün rotasyonu ve gübre standartları uygulanması dahil olmak üzere çok sayıda önlem alınmaktadır. Diğer taraftan, Avrupa sularının tehlikeli maddelerle kirlenmesi birçok yasal tedbir alınmasına neden olan bir önemli çevresel kirlilik olarak raporlanmıştır. Ülkemizde bütüncül su kaynakları yönetimi kapsamında, su kaynaklarının ve suya bağlı canlıların korunması maksadıyla, katılımcı bir yaklaşımla havzanın tamamı esas alınarak Nehir Havza Yönetim Planlarının (NHYP) hazırlanması gerekmektedir. Söz konusu planlar ile; su kaynaklarının daha fazla tahrip olmasının engellenmesi, daha iyi duruma getirilmesinin sağlanması ve sürdürülebilir su kullanımının gerçekleştirilmesi, aynı zamanda suya bağlı ekosistemlerin korunması amaçlanmaktadır. Buna ek olarak yeraltı sularında kirliliğin azaltılması ve daha fazla kirlenmesinin engellenmesi, taşkın ve kuraklığın etkilerinin azaltılması hedeflenmektedir. Nehir Havza Yönetim Planları ile su kaynaklarının kalite ve miktarının korunması, su kaynaklarının Avrupa Birliği (AB) kriterlerine göre iyi su durumuna ulaşması, iyi veya çok iyi su durumunda olanların bu durumun korunması maksadıyla etkin bir izleme sistemi oluşturularak izlemenin yapılması; çevresel hedeflerin belirlenmesi, bunun yanında, su hizmetlerinin maliyetinin karşılanmasına yönelik çalışmalar ile çevresel hedeflere ulaşmak maksadıyla belirlenen tedbirlere ilişkin ekonomik analiz çalışmalarının yapılması gerekmektedir. Su kalitesi suyun fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklerinin göstergesi olarak tanımlanmaktadır. Su kalitesi standartlarının belirlenmesinde ise suyun kullanım maksadı (içme suyu, tarım, sanayi, enerji vb.) ve su sınıfları (nehir, göl, kıyı-geçiş suları ve yeraltı suları) esas alınmaktadır. Bunun yanında bütün su kaynaklarının bütünsel bir yaklaşımla “iyi durum”a ulaşması için daha genel su kalitesi standartları belirlenebilmektedir. Su kalitesi yönetimi açısından risk değerlendirmesi, genel olarak su kaynaklarındaki kirleticilerin insan sağlığı ve sucul ekosistem üzerindeki muhtemel etkilerini ve etkileme riskinin analiz edilerek derecelendirilmesi ve olumsuz etkilerin önlenmesi maksadıyla alınması gereken tedbirleri içermektedir. AB Su Çerçeve Direktifi’ne uyum çalışmaları kapsamında ülkemizde su kalitesi yönetimi açısından risk değerlendirmesi ile ilgili çalışmalar yaygınlaşmış olup, bu çalışmalar özellikle sucul ortamda bulunan ve bulunması muhtemel kimyasallara yoğunlaşmıştır. Su kaynaklarında fiziko-kimyasal parametrelerin izlenmesi ve dolayısıyla kontrolü daha uzun bir geçmişe sahip olmakla beraber tehlikeli maddelere ilişkin izleme ve mevzuat oluşturma çalışmaları AB Su Çerçeve Direktifi uyum süreci ile hızlanmıştır. Bu kapsamda risk değerlendirmesi, insan sağlığı ve sucul ekosistemi korumak maksadıyla toksisite ve maruziyet çalışmaları gibi metotlar kullanılarak kirleticilerin tespit edilmesini ve gerekli önlemlerin alınmasını içermektedir. Bir nehir veya göl tarafından sağlanan ekosistem işlevlerinin ve/veya ekosistem hizmetlerinin bozulmamış olup olmadığı veya sürdürülebilir bir şekilde restore edilip edilmediği, sonuçta, tercihen çok paydaşlı bir karar olmaktadır. İç su ekosistemleri birim alan başına orantısız olarak deniz ve kara ekosistemlerinden daha fazla tür içermektedir. Her ne kadar iç sular -sulak alanlar hariç- Dünya yüzeyinin sadece yüzde 1'ini kaplıyor olsa da, bilinen faunanın yüzde 10'undan fazlası ve bütün omurgalı türlerin yaklaşık üçte biri için yaşam alanı sağlamaktadır. Bu sebeple, tatlı su sistemlerinin su kalitesi gerekliliklerini ele almak, dünyadaki yaşamı ve ihtiyaçlarını sürdürülebilir bir şekilde sağlamak için büyük önem taşımaktadır. Tatlı su korumak için fiziksel ve kimyasal parametrelere dayanan su kalitesi kuralları bazı bölgelerde iyi geliştirilmiştir. Bununla birlikte, bu önlemlerin tek başına biyolojik çeşitliliğin ve temel ekolojik süreçlerin korunmasını sağlayamayacağı genel olarak kabul edilmektedir. Biyolojik göstergelerin kullanımı, bazı ülkelerde tatlı su ekosistem sağlığı değerlendirmesinin temel bir bileşeni haline gelmiştir. Bu sebeple, mevcut kılavuzlar geleneksel fiziko-kimyasal su kalitesi parametrelerinin dikkate alınmasının ötesine geçmekte ve tatlı su ekosistem sağlığının daha kapsamlı bir değerlendirmesini yapmak için biyolojik ve hidromorfolojik göstergelerin değerlendirilmesini de içermektedir. Biyolojik göstergelerin dahil edilmesinin, kimyasal göstergelere yönelik birçok ani denetim testinden farklı olarak, içme suyu kalitesi ve diğer kullanımlar için risklerin hassas bir şekilde ölçülmesini de sağladığını belirtmek gerekir. Ekosistemler İçin Uluslararası Su Kalitesi Rehberlerinde, su kütlelerinin tiplerinde ciddi bir doğal heterojenite varsa, daha spesifik kuralların/daha spesifik bir tipolojinin uygun yetki ölçeklerinde geliştirilmesi gerekebileceğini kabul eden kaba ölçekli bir tipoloji kabul edilmiştir. İç su kütleleri için sınıflandırma şeması, sınıflandırma kriterleri nihayetinde farklı ekotipler için şablon teşkil eden doğal fiziksel, kimyasal, biyolojik, hidromorfolojik ve ilgili özelliklere dayanan çerçeveyi sağlamaktadır. Sınıflandırmanın değeri, tatlı su ekosistemlerinin baskılarına (ve bunlara bağlı etkilere) ve bunlara karşılık gelen gösterge kümelerine farklı genel tepkilerin, su kütlelerinin değerlendirilmesinde uyumlaştırılabileceğidir. Ekosistemler İçin Uluslararası Su Kalitesi Rehberlerinde üç geniş su kütlesi kategorisi bulunmaktadır:  Akan su ekosistemleri (akarsular, nehirler ve onların sulak alanları)  Durgun su ekosistemleri (göller, rezervuarlar, göletler ve bunların sulak alanları)  Sulak alan ekosistemleri. Temel olarak fiziksel ve kimyasal parametrelere dayanan su kalitesi değerlendirmesine yönelik geleneksel yaklaşımlar, tatlı su için bazı sosyal değerlerin (örneğin içme suyu standartları) karşılandığından emin olmak için yeterli olabilirken, bunların toplumsal ekolojik sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşıp ulaşmadığını sağlamak ve izlemek için muhtemelen yeterli olmamaktadır. Ekosistemlerin sağlığı kavramı, sağlıklı bir ekosistemin sağlam yapılara sahip ve doğal olarak çalışan bir sistem olduğu ilkesine dayanmaktadır. Ekosistemlerin önemli mal ve hizmet sağlama kabiliyetini geri dönüşümsüz biçimde düşürmeden artan su, gıda ve enerji ihtiyacını karşılamak, yirmi birinci yüzyılda toplum için en önemli zorluklardan biridir ve mevcut su güvenliği kavramlarının merkezinde yer almaktadır. Ekonomik faaliyetleri, arazi kullanım değişiklikleri ve iklim değişikliğini hızlandıran nüfus artışı, küresel su kaynaklarının niteliği ve niceliğine olan baskıyı arttırmaktadır. Bu baskılar tüm ekosistemleri ve özellikle tatlı su ekosistemlerini tehdit etmektedir. Su kalitesinin düşmesi, su kullanımı, ekosistem sağlığı ve işleyişi ve ekosistemlerin desteklediği biyoçeşitliliğe büyük zararlar vermesi nedeniyle küresel bir endişe kaynağı haline gelmiştir. Bu durum dünyanın birçok yerinde, acil eylemlere olan ihtiyaçlara ve sorunların çözülmesi için çözüm taleplerinin artmasına neden olmuştur. Bu arada, nehirlerde ve sulak alanlarda ekosistem sağlığını ve biyoçeşitliliği sürdürmek için su gereksinimlerinin insan ihtiyaçları ile uyumlu olabileceği ve topluma sürdürülebilir bir şekilde ekosistem mal ve hizmetlerini sunabileceği konusunda artan bir bilinç bulunmaktadır. Açıkçası, "her zaman yapılanlar" sürdürülebilir su kaynakları yönetimi için bir seçenek değildir. Hemen önlem alınsa bile, bozulmuş tatlı su ekosistemlerinin rehabilitasyonu yıllarca sürecektir. Bu sebeple acil eylemler gerekmektedir. Ekosistem esaslı su kalitesi yönetimi, su kaynakları yönetiminin temel bileşenidir. Ekosistem esaslı su kalitesi yönetimi ile; su kaynaklarının daha fazla tahrip olması engellenecek, iyileştirilmesi sağlanabilecek ve sürdürülebilir su kullanımını gerçekleştirilebilecektir. Aynı zamanda sucul ekosistemler ileri düzeyde korunabilecek ve iyileştirilebilecektir. Tüm raporu okumak için lütfen tıklayınız Ekosistem Esaslı Su Kalitesi Yönetimi
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 3 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 280 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 38637