"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

  Türkiye’nin İlk 5 Yıllık Ulusal Su Planında hangi konular öne çıkmış ?  Neler Değişiyor ?  

  Dursun Yıldız Su Politikaları Derneği Başkanı 26 Temmuz 2019 Türkiye son yıllarda sürekli seçimlere  ve son dönemde de ekonomideki , dış politikadaki gelişmelere odaklandı. Ancak bu arada ülkenin gerçek gündeminde  ulusal güvenliğimiz ile doğrudan ilgili iki konuda çok önemli gelişmeler oldu. Bunlardan ilki Türkiye’nin ilk kez hazırladığı “ Ulusal Su Planı “ nın yayımlanması ,ikincisi ise bu plandaki önerileri de dikkate alan 11. Kalkınma Planı’nın TBMM’inde onaylanması idi. Su Yönetimi Koordinasyon Kurulu 5. Toplantısı, Tarım ve Orman Bakanlığı Bakan Yardımcısı Fatih Metin başkanlığında 28 Mayıs’ta Ankara’da  yapıldı ve “Türkiye’nin İlk Ulusal Su Planını “yayınladı .19 Temmuz daki TBMM oturumunda ise  11nci Kalkınma Planı kabul edildi. Her iki plan da 2019-2023 dönemini kapsıyor. Bu gelişmeler karşısında Türkiye’nin Planlı kalkınmadan uzun dönemdir uzaklaştığını söyleyen  ve bu nedenle bu gelişmeleri önemsemeyenler olabilir. Ancak Ulusal Su Planı Türkiye’nin ilk ulusal ölçekteki ilk planı olması 11. Planın  da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde hazırlanan ilk kalkınma planı olması ve ulusal su planındaki bazı hedef ve politikaları kapsaması nedenleriyle dikkatli bir şekilde incelenmesi gerektiğini düşünüyorum. Çünkü özellikle  Ulusal Su  Planı,  önümüzdeki 5 yılda su,enerji,gıda ve çevre güvenliği konularında izlenecek ulusal ölçekli politikalar ve bu politikaların  nasıl uygulamaya konacağı  hususlarında  bazı ipuçları veriyor. Bu nedenle bu yazıda konuyu daha çok Türkiye’nin ilk Ulusal Su Planı’nın  hedefleri  kapsamında ele alacağız. Planın girişinde  “Türkiye’nin ilk Ulusal Su Planı (USP), milli su politikamızın, genel hatları ile ortaya konulması ve uygulanmasına rehber teşkil etmek maksadıyla hazırlanmıştır.”açıklaması yer alıyor. Bu kapsamda planda öne çıkan ve su yönetimi konusunda  gelecekle ilgili yön gösterebilecek bazı tespit ve önerilere aşağıda değineceğiz
  1. Çeşitli kurumlarca ayrı ayrı üretilen su politika ve yatırım programları mükerrer uygulamalara ve kaynak israfına neden oluyor,
  2. Tarım ve Orman Bakanlığı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı arasında yetki çakışmaları bulunmaktadır,
  3. Su kaynaklarının korunması ile ilgili Toplumsa farkındalık yeterli değil,
  4. Kurumlar arası koordinasyon zayıf,
  5. 30 kanun ve ikincil düzenlemeden oluşan su mevzuatı, çok parçalı ve havza yönetimi için yetersiz,
  6. Kalkınma odaklı arazi kullanımı ve kalkınma kararları su kaynaklarının korunmasını zorlaştırıyor,
  7. Sorunların çözümünü sağlayıcı çerçeve bir yasal düzenleme (Su Kanunu) bulunmuyor
 Su Yasası Tasarısına Göndermeler  Var ! Bu tespitlerin yanısıra ilk Ulusal Su Planında;  25 Havzada Su Tahsisi Planları yapılmalı, Su yönetiminde yenilikçi politikalar benimsenmeli ve planlar katılımcılık (Meslek Odaları, görev almak isteyen STK’lar ve diğer ilgili paydaşlar) esasına göre hazırlanmalı, doğrudan yetkili olmayan kurumların tahsis yetkisi kaldırılmalı,Su Sicili oluşturulmalı gibi uzun zamandır  TBMM’ine gönderilmeyi  bekleyen “Su Yasası Tasarısı “ ndaki birçok maddeye göndermeler vardır. Planda Yer  Alan 2045 Yılı Öngörüsü Endişe Verici Ulusal Su Planı’nda bugün kullanılan su miktarı “ teknik ve ekonomik olarak kullanılabilir 112 milyar m3 lük toplam  su potansiyelinin % 48,2’sine karşılık gelmektedir. Türkiye’de son 20 yılda, tüketilen toplam su miktarında % 40 oranında bir artış görülmektedir. Nüfus artış hızı, içme-kullanma, tarım, sanayi, enerji sektörlerindeki büyüme dikkate alındığında, önümüzdeki 25 yıl içinde ihtiyaç duyulacak su miktarının bugünkü su tüketiminin üç katına ulaşacağını öngörülmektedir” denmektedir. Planda Havzalararası Su Transferinden Sıkça  Söz Edilmiş Ulusal Su Planında havzalararası su transferinden çokça söz edilmiş ve ; Havzalar arası su transferine yönelik hazırlık çalışmalarında, suyun arz-talep ilişkisine bakılmalı; sınıraşan havza niteliğinde olup olmadığına dikkat edilmeli, sosyo-ekonomik şartlar, iklim şartları ile çevresel etkenler bütüncül bir şekilde ele alınmalıdır. denmiştir. Havza Ölçeğinde Yeni Kurumsal Yapı Önerileri Var ! Ulusal Su Planında yasal ve idari açıdan güçlü bir su yönetimi sistemi oluşturulmalıdır denmiş  ve  Havza ölçeğindeki  kurumsal yapılanmaya özel önem verilmiştir. Bu Kapsamda ; Havza Yönetim Heyetlerinin yasal ve idari yapısı güçlendirilerek, havza ölçeğinde su kaynakları ile ilgili bütün planlama ve bunların uygulamalarında güçlü ve yetkili bir yapı haline getirilmesi sağlanmalıdır.  Havza bazlı izleme ve denetimlerin (enerji maksatlı kullanımlar, vd.) daha etkin yürütülebilmesi için kurumsal kapasite arttırılmalı ve ilgili kurumlar su politikalarının geliştirilmesi, uygulanması ve kamuoyu yararına sunulması alanında “Su Ajansı” benzeri güçlü bir yapıya kavuşturulmalıdır. denmiştir. Havza Yönetim Heyetleri, su kaynakları ile ilgili bütün planlama ve uygulamalarda havza ölçeğinde yetkili tek yapı haline getirilmeli ve tüzel kişiliğe haiz olmalıdır. STK ‘lara Planlama ve Su Yönetiminde Ciddi Görev ve Sorumluluklar Verilebilecek Politika geliştirme sürecine sivil toplum kuruluşlarının katılımı sağlanmalıdır.  İlgili kurumlar ve STK’lar tarafından su tasarrufu konusunda toplumu bilinçlendirici faaliyetlere ağırlık vermelidir. Toplumun su kullanımı konusundaki sosyal sorumluluğu hakkında farkındalığının arttırılması sağlanmalıdır. Ajans, enstitü, havza koordinatörü, vakıf, STK’lar gibi yapılar da dâhil edilerek su yönetiminin etkinliği arttırılmalıdır. Su yönetimi konularında yürütülen faaliyetlere (paydaş/halkın katılımı gibi toplantılar) davet edilen ve katılan sivil toplum kuruluşları temsilcilerine görev ve sorumluluk verilerek su yönetimi konularında toplumsal farkındalık arttırılmalıdır. Planda Büyükşehir ve Diğer Belediyeler İçin  Ciddi Öneriler Var Planda ,Belediyelerin, gelecek yatırım planlamalarını doğru yapmalarını teminen su ve Atık su ile ilgili personel ve teknik kapasiteleri arttırılmalı, master planları hazırlanmalı ve yatırımlar bu master planlar üzerinden kontrollü bir şekilde yürütülmelidir denmektedir. Ayrıca: Büyükşehirler dışında kalan yerleşimler için Büyükşehir Belediyeleri Su ve Kanalizasyon İdarelerine benzer (Bütünşehir gibi) bir yapı teşkil edilmeli ve bu kapsamda il bütünündeki çevresel altyapı yatırımları teşkil edilecek yapı tarafından gerçekleştirilmelidir. Büyükşehir statüsünde olmayan diğer illerde de Su ve Kanalizasyon İdarelerinin teşkili sağlanmalıdır. önerisi yer almaktadır. Su Yönetiminde Merkezi Yönetimin  Denetiminde  Yerelleşme ve Havza Sınırlarıyla Örtüşecek İdari Yapı Oluşturma Önerisi Ulusal Su Planı’nın  Sürekli Politika kapsamındaki en önemli önerilerinden biri de “Su yönetiminde güçlendirilmiş merkezi bir yönetimin denetiminde, yerel yönetimlere yetki verilmeli ve buna göre; suyun bütünsel yönetilmesini, planlamasını ve uygulamaların koordinasyonunu sağlayacak, tabii havza sınırlarıyla örtüşecek idari bir yapı oluşturulmalıdır.” olmuştur. Su Yatırımı Bedelleri Geri ödenecek Su ve çevresel altyapı tesislerine harcanan yatırım bedellerinin geri ödemelerinin takibini sağlayacak merkezi tek bir mekanizma oluşturulmalıdır Su Uzmanları Yetiştirilecek Su uzmanları (su güvenliği, su ekonomisi, su kalitesi, Atık su arıtma tesisi teknolojileri vb. konularda) yetiştirilmeli, su sektöründe hizmet veren müşavirlik sektörü geliştirilmelidir. Su Güvenliğinin Sağlanması Öncelikli Olacak
  1. Kalkınma Planında Su Güvenliği 'Bir toplumun içme, kullanma, sulama suyu temini ile enerji üretimi gibi amaçlar doğrultusunda ihtiyacı olan suya erişimini sürdürülebilme ve suyun olası zararlarından korunma yetkinliği' olarak tanımlanmıştır.
Bu tanımın yer aldığı Ulusal Su Planında “Ancak yapılan izleme çalışmalarında şebeke aracılıyla tüketime sunulan içme kullanma sularında özellikle kırsal kesimde su güvenliğinin sağlanmasında sorunlar bulunmaktadır. Türkiye’nin içme ve kullanma suyu potansiyeli belirlenmiş olmakla birlikte, bu potansiyelin miktar ve kalite bazında iklim değişikliğinin su kaynakları üzerindeki olumsuz etkilerinden ne şekilde etkileneceği konusunda hali hazırda net bir bilgi üretilmemiştir (2. Ormancılık ve Su Şurası, 2017). denmiştir. Ulusal Planda Sınıraşan Sular Konusunda Öneriler Var ! Ayrıca Planda “Su güvenliğinin uluslararası boyutu dikkate alınarak ülke politikası oluşturulmalıdır Su, stratejik ve öncelikli bir konu olarak ele alınmalıdır Sınıraşan sularla ilgili mevcut taahhütlerin, iklim değişikliği etkileri de dikkate alınarak yeniden değerlendirilmesi için gerekli teknik hazırlıklarda bulunulmalı ve bunlar diplomatik alanda da desteklenmelidir. Denmiştir. Türkiyenin İlk Ulusal Su Planında Sınraşan Sular Politikamıza aşağıdaki gibi yer verilmiştir. “2753 kilometre olan toplam sınır uzunluğunun %22’si akarsular tarafından oluşturulan Türkiye’nin, içinde bulunduğu coğrafyada yer alan su kaynaklarının bölgenin ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalması, komşularımızla olan ilişkilerimizin hidro-politik boyutu her geçen gün önem kazanmaktadır. Türkiye, sınıraşan sularını kıyıdaş ülkeler ile bir işbirliği unsuru olarak görmektedir. Türkiye, suların “hakça”, “akılcı” ve “verimli” biçimde kullanımına önem vermekte, aşağı kıyıdaş ülkelere “belirgin zarar vermeme” ilkesine uymakta, suyun yararlarının paylaşılması, zararlarının da ortak katkı ve çabalarla giderilmesi prensibini savunmaktadır. Her bir sınıraşan nehir havzasının kendine özgü koşulları ile farklı ekonomik, sosyal, çevresel, kültürel, hidrolojik ve meteorolojik dinamikleri dikkate alındığında sınıraşan sularla ilgili sorunlara kıyıdaş ülkeler arasında çözüm aranması gerektiğini savunan ülkemiz, üçüncü tarafların arabuluculuk girişimlerine ilke olarak sıcak bakmamaktadır. Bu itibarla Türkiye, sınıraşan sular konusunun bütün boyutlarıyla ve bütüncül bir yaklaşımla ele alınması yönünde çalışmalarını, güncel gelişmeler doğrultusunda sürdürmektedir.” Çok Kısa Değerlendirme Bu yazıda öncelikle   Ulusal Su Planının önümüze koyduğu hedefleri ve yol haritasını  anlamaya çalıştık.  Ancak Su Ulusal Planını ,içerik ve uygulama perspektifi  olarak ele alırsak daha geniş bir analiz ihtiyacı ortaya çıkar . Burada öncelikle belirtilecek konu ise Ulusal Planı içerisinde de eksikliği sıkça belirtilmiş  olan Su Yasası’dır. Su Yasası hazırlıkları Ulusal Su  Plan hazırlıklarından önce başlamasına rağmen hala sonuçlanmamıştır.Bu durum bir fırsata çevrilip ,Su Yasası ulusal planda belirtilen  hususlar da dikkate alınarak yeniden düzenlenebilir. “Ulusal  Su Planı” bu alanda hazırlanmış  ilk kapsamlı plan olması açısından çok önemli bir adım olmuştur. Hazırlanması sürecinde de ilgili birçok kurum ve kuruluşu biraraya gelerek konu üzerinde görüş ve öneriler üretilmesini teşvik etmiştir. Planda vurgulanan birçok konunun yanısıra  ülkemizde Su yönetiminde çok eksik olan  katılımcılığa  ve sivil toplumun görev ve sorumluluk almasına yönelik politika ve önerilerin yeni Su Yasası’nda dikkate alınması çok faydalı olacaktır. Plandaki 2045 yılı projeksiyonu ve Havzalararası Su Transferine çok fazla vurgu yapılması kaygılarımızın artmasına neden olmuştur.    
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 8 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 82 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 187333