"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

Deniz ve okyanusların   ekolojik  dengesini  bozarsak  büyük bedel öderiz.

    8 Haziran 2019 8 Haziran Dünya Okyanus Günü BM tarafından 2009 yılında resmi olarak  ilk kez kutlandıAslında bu gün önemli bir gün Çünkü  bu gün bizlere denizlerin ve okyanusların toplumlara sağladığı katkıların üzerinde durulması açısından çok önemli  bir fırsat sağlıyor. Okyanuslar dünya yüzeyinin %70’ini kaplıyor .Şimdi bu yazıyı okuyanlar  uçsuz bucaksız okyanusların toplumsal yaşamımız için  sunduğu çok somut ve önemli katkıların bazılarıyla belki de ilk kez karşılaşacaklar .İşte bu nedenle 8 Haziran Dünya Okyanuslar Günü önemli. Okyanusların önemine tatlı su kaynaklarına koyduğu çok önemli katkı ile başlayabiliriz.Su kaynaklarının oluşumu ve yenilenmesi “su çevrimi “denilen doğal bir faaliyetin sonucudur. Tabiattaki bazı süreçlerin çevrimler halinde düzenlenmiş olması doğal kaynakların yenilenmesini sağlar..Su çevrimi de böyle bir çevrimdir ve OKYANUSLAR’dan başlar
  • Okyanuslar su çevriminin ana kaynağını oluştururlar.Su çevrimi  içerisinde yer alan su buharının yaklaşık % 90'ının okyanuslarca sağlandığı tahmin edilmektedir.
  • Havaya salınan insan kaynaklı CO2 nin %30 unu alarak atmosferdeki dengeyi sağlarlar
Okyanusların sağladığı faydalar sadece bu kadar değil ;
  • Sera etkisine bağlı oluşan ilave ısınmanın da neredeyse tamamı okyanus sularınca çekilmektedir. Örneğin son 40 yıl içinde bu sıcaklığın %93’ü bu şekilde depolanmıştır. Havanın ısınması, bu ilave enerjinin sadece %3’lük kısmından kaynaklanmıştır.
  • Okyanuslar Küresel iklimin düzenlenmesinde de çok önemli bir rol oynarlar, Yerküreye hakim olan iklim, esas itibariyle atmosfer ile okyanus arasındaki etkileşim tarafından belirlenmektedir. Okyanuslar olmasaydı iklim değişimi çok daha hızlı bir şekilde ilerlerdi
  • Okyanuslar ve Okyanus akımları, dünyanın iklimini düzenleyen küresel termostat görevi görmektedir.
  • Denizlerdeki planktonlar, dünyanın çok hassas olan ekolojik dengesi içinde çok önemli bir yere sahiptir.Okyanuslarda çok çeşitli bir canlı yaşamı hüküm sürer.O kadar ki bu canlı türlerinin %86’sı daha keşfedilmemiştir.
  • Okyanustaki planktonlar albedo etkisinin oluşmasına katkıda bulunarak güneş ışınlarının tümünün dünyaya ulaşmasını engellerler. Bu mikroskobik canlılar ,planktonlar bulutların oluşumuna katkıda bulunurlar.Planktonların çoğu dimetil sülfür denen kimyasal maddeyi üretir. Bu madde oksijenle birleşerek sülfat haline geçer. Sülfatlar okyanus üzerindeki su buharı için yoğunlaşma çekirdekleri oluşturarak bulutları meydana getirirler. Bu çekirdekler çok büyük olduklarından yağmura neden olmazlar fakat bulutların güneş ışınlarını emmesini etkilerler. Böylece bulutlar gelen güneş ışınlarını yansıtır, buna bağlı olarak toprağa erişen güneş ışınları da azalır.
 
  • Özetle ; Okyanuslardaki bu minik canlıların kükürdü yemesinin sonucunda yeryüzünün sıcaktan kavrulması engellenir ve  yaşanılır bir ortam oluşur.
  • Okyanuslar, ekosistemin ve sürdürülebilir geçim kaynaklarının korunmasında ,biyolojik çeşitliliğin sürdürülmesinde çok önemli bir rol oynarlar .Örneğin halen  2,9 milyar insan, protein gereksinimlerinin %20’sini balıkla karşılıyor.
Bu nedenle okyanuslar, insanoğlunun bu gezegende yaşamını sürdürebilmesi için  korunması ve sürdürülebilir olarak yönetilmesi zorunlu olan  bir ekosistemdir. Okyanusların Karşı Karşıya kaldığı Tehditler  Artıyor !
  • Aşırı ve bilinciz avlanma yapılması ve türlerin çeşitliliğinin azalması önemli bir tehdit,
  • Plastik kirliliği başta olmak üzere deniz kirliliği ,yılda 8 milyon ton plastik okyanuslara ve denizlere taşınıyor. Bu plastik atıkların sadece %20 ’si gerçekten denizde üretiliyor; kalan %80’lik kısmıysa karada oluşup nehirler vasıtasıyla denizlere ulaşıyor.
  • Okyanusların ısınması da bu tehditlerden biridir. Bu ısınma denizlerdeki ekolojik dengeyi bozabilir. Okyanuslardaki mikrop, hayvan ve bitkilerin çoğalmasına ve yaşam alanlarını etkileyip, akıntıların yön değiştirmesine yol açabilir
Dünyanın en az korunan alanları: Uluslararası Sular ! Dünyanın neredeyse yarısı, devletlerin karasularının dışında kalan denizlerle kaplıdır. Bu alanlar  günümüzde dünyanın küresel düzeyde en az korunan ve sorumsuzca yönetilen kesimleri arasında yer almaktadır. Bu Muhteşem Ekosistemin  Dengesi Bozulursa Ne olur ? Bu sorunun yanıtını  hiçbirimiz duymak istemeyiz Çünkü bu ekosistem dengesinin bozulması ile  Sarmal Felaket Çevriminin tetiklenmesi riski ortaya çıkmaktadır. Karbondioksitin önemli kısmını depolamanın yanısıra, insan kaynaklı sera etkisine bağlı oluşan ilave sıcaklığın  da neredeyse tamamı okyanus sularınca çekilmektedir. Okyanuslarda depolanmış bu sıcaklık yavaş yavaş daha derin katmanlara doğru ilerler. Okyanusların bu olağanüstü tutma kapasitesi nedeniyle yüzeydeki sıcaklık artışı ancak çok düşük hızda gerçekleşiyor. Ancak  bu karbondioksit alımı denizlerin giderek daha asidik olmasına sebep olurken ısınma, deniz seviyesinin yükselmesine ve deniz ekosistemi içinde büyük değişikliklere yol açmaktadır. Okyanusların ısınmasının beraberinde getirdiği bir başka risk de pozitif geri besleme olarak tanımlanıyor. Deniz yüzeyinde buharlaşma artıyor. İşte bu su buharı, atmosferin daha da ısınmasına yol açıyor ve hatta bu konuda su buharı karbondioksitten daha etkili bir sera gazına dönüşüyor. Bu sürecin olumlu bir yanı da var, zira milyonlarca yıldır dünyayı yaşanabilir hale getiren doğal sera gazı etkisinin yaklaşık üçte ikisini su buharına, sadece dörtte birlik kısmını CO2 ’e borçluyuz. Yazık  ki şimdi atmosfere ilave CO2 salmak suretiyle bu gazın kendi kendini besleyen bir sarmal oluşturmasına yardımcı oluyoruz. Bunun akabinde su buharı CO2 ’nin ısıtma etkisini iki katına çıkarmakta, sıcaklık daha da artmakta ve daha büyük bir su kütlesi su buharına dönüşmektedir. Bu yolla karbondioksitin asıl etkisi birkaç katına çıkabilir. Deniz buzullarının sıcaklık artışına bağlı erimesi, bir diğer pozitif geri besleme unsurudur. Kuzey ve Güney Kutbu denizlerindeki buzullar, koruma kalkanı görevi görerek, güneş ışımasının %90’ını geri yansıtır. Isınmanın ilerlemesiyle beraber denizdeki buzların miktarı giderek daha da azalır. Bu erime güneş ışımasındaki yansımanın azalmasına ve sıcaklığın artmasına neden olur. Ne Yapılmalı ? Denizlerin korunmasında bütünsel bir yaklaşım sergilenmesi amacıyla 2015 yılında Birleşmiş Milletler (BM) tarafından karara bağlanan 2030 Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri Gündeminin 14. Maddesi  Denizler ve Okyanuslar için bir umut ışığı olmuştur. SDG 14’ün yedi alt hedefi bulunmakta olup bunlar ;deniz kirliliğinin önlenmesi,deniz ekosistemlerinin korunması, aşırı avlanmanın sonlandırılması, deniz koruma bölgelerinin belirlenmesi, okyanuslardaki asidifikasyonla mücadele, kayıt dışı ve düzenlenmemiş (İUU) balıkçılığın durdurulması şeklinde sıralanmaktadır. SDG 14’te belirtilen hedeflere ulaşılması için öneriler ve somut adımlar şimdilik yeterli değildir. Bunun için devletlerin  SDG 14 hedeflerine ulaşmak için verdikleri onay ve aldıkları önlemlere dair merkezi bir sicil kaydı için rapor tutmaları ileri bir adım olacaktır.. Böylelikle şeffaflık ve uzun süreli denetlenebilirlik imkânı da sağlanmış olacaktır. Hedeflerin düzenli şekilde konu başlıklarına göre denetlenmesi, bu tutarlılığı güçlendirecektir. Bunun dışında deniz ve kaynakların korunması için sektörler üstü bir bölgesel işbirliğinin de güçlendirilmesi gerekir. Dünyada kent nüfusunun önemli bir bölümü deniz ve okyanus kıyılarında yaşamaktadır. Bu nüfusun 2050 yılında kadar 1 milyar civarına ulaşması beklenmektedir.Bu da küresel riskle birlikte deniz ve okyanuslar’dan kaynaklanacak yerel bölgesel risklerin de artacağı anlamına gelmektedir. İnsanoğlu bu yüzyılın başında önüne 2020 yılına kadar denizlerin %10’unu doğal koruma bölgelerine dönüştürme hedefini koymuştu . Halen bu hedefi  gerçekleştirmekten çok uzaktayız. Bu nedenle Dünya okyanuslar gününde daha yaygın etkinlikler yapılarak toplumsal bilinç ve farkındalığın arttırılmasında büyük fayda bulunmaktadır. Unutmamamız gereken diğer bir husus da dünyadaki yaşamın %94’ünün sucul yaşam olduğudur.Biz kara canlıları olarak gezegenin tüm sakinlerine kıyasla küçük bir azınlığız. Denizler ve okyanuslar da dahil,dünyanın milyonlarca yılda dengeye ulaşmış olan  ekosistemlerine  zarar verecek olan her uygulama insanoğlunun doğal yaşam alanını daraltacak belki de ortadan kaldıracaktır.    
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 4 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 76 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 187327