ÜLKEDE SU BARIŞI DÜNYADA SU BARIŞI 

Genel

Suyun Savaşı Mı, Barışın Suyu Mu !

Dursun YILDIZ 17 Mart 2014 Su çatışması, su savaşları, su kıtlığı, su sorunu, su kirliliği, su denilince akla ilk geliveren kavramlar.  Artık su denince bir çok olumsuzluk ardarda sıralanıveriyor hafızamızda Bunun gerçeklik payı yok değil.İklimlerdeki kısa bir farklılık  dönemi su teminini veya suyun kontrolünü hemen zora sokuyor. Sağlıktan sanayiye, enerjiden çevreye  bir çok sektörde kriz başlıyor. Dünya karalarla kaplı  yüzeyinin yaklaşık yarısında   sınır aşan yerüstü ve  yeraltı su havzaları yer alıyor. Buralardaki sınıraşan   su kaynakları  işbirliği ve barış için yaşamsal  öneme sahip. Nedeni açık 20. yüzyılın başında 50 olan ülke sayısı 21. yüzyıla girerken 180'i aştı.Şimdilerde 200'e yaklaştı ve bu havzalarda dünya nüfusunun yaklaşık %40'ı yaşıyor. Su bugün küresel bir mücadele alanı olan enerji, gıda, sağlık, barış ve güvenlik konularının ortak bir paydası. Bu nedenle su kaynakları  iyi yönetilemediğinde veya  sürdürülebilir kriz politikalarının aracı olarak kullanıldığında sosyal huzursuzlukların ve yerel, ülkesel ve bölgesel gerilimlerin de  kaynağı oluyor. adsız Su Artık Jeopolitik Bir Kaynak  Dünyada artan su yetersizliği nedeniyle su jeopolitik bir kaynak niteliği kazandı. Su kaynakları uluslararası güç dengeleri üzerinde etkili olmaya başladı. BM 2011'de aldığı bir kararla bu yılı su işbirliği yılı olarak kabul etti. Bu konudaki çalışmayı da UNESCO yapıyor. Aslında su, çatışmadan çok işbirliğinin kaynağı. Ama popüler magazin dergilerinin su savaşı çıkartma konusundaki kararlılıkları sürdükçe bu kolay değil. Dünyada su savaşı yerine su işbirliğinin oluşmasının önünde engeller olduğu kadar bu işbirliğini geliştirecek nedenler de var. İşte bu yıl  bunlar incelenmeli! adsız Su, Savaştan Çok Bir  İşbirliği Nedeni ama…. Uluslararası düzeyde su,  savaştan daha fazla işbirliği nedeni olarak ortaya çıkıyor. Son 50 yılda  ülkeler arasında su konusunda 37 anlaşmazlık oluşmuş. Bunların  çoğu da “Su'dan sebeplerle” oluşan anlaşmazlıklar. Ancak bu dönemde 200'den fazla anlaşma için ülkeler biraraya gelip görüşmeler yapmış. Bazıları da anlaşmayla sonuçlanmış. Öyle ki. Hindistan ve Pakistan arasındaki İndüs Nehri Havzası Anlaşması  savaş zamanında bile ihlal edilmemiş. Ancak İndüs Nehri konusunda anlaşmaya varılması  10 yıl, Nil Nehri anlaşması 20 yıl, Ürdün nehri anlaşması ise 40 yıl almış. Bu da bu konunun hem çok  hassas olduğunu hem de eninde sonunda anlaşmayla sonuçalanabildiğini gösteriyor. UNESCO'nun su işbirliği yılında yapacağı çok şey var. Ama bunların en başında su işbirliğini incelerken öncelikle  “su savaşları” kavramı üzerine geniş bir çalışma yapması gerekir. adsız Su  Trajedisi Her Gün Yaşanıyor  Çünkü Su gibi yaşamsal bir kaynak savaşmak için çok uygun bir arguman. Bu da savaş senaristlerinin ve bu alanda hesap yapanların işini kolaylaştırıyor. İletişim teknolojilerindeki ilerleme algıda yanılsamaları arttırdı artık birçok kavramı üstünde düşünmeden kabul ediyoruz. Ya da ettiriliyoruz. Savaş sonuç olarak bir Trajedi. Su konusunda bu trajedi her gün yaşanıyor. Her gün yaklaşık 25 000 kişi bu nedenle hayatını kaybediyor. Hangi savaş bu denli sürekli olmuş ve Hangi savaşta günde 25 000 kişi yaşamını yitirmiş. Hem de her gün… 21. yüzyılda da geçmişte olduğu gibi su konusunda gerginlikler olacak. Bu gerginlikler küçük çatışmalara da  neden olabilir ancak  mutlak bir su savaşını öngörmek çok kolay değil. Yani gelecekte su nedeniyle çatışmaları çıkabilir ancak su  bu çatışma  nedenlerinden sadece birisi olabilir. Aslında dünyada uzun dönemdir suyun paylaşımı olarak yerel anlamda, silahlı çatışma olarak ülkesel anlamda, ekonomik olarak da küresel anlamda yaşanmakta olan su savaşları var! “Su Savaşları” Yükselen Bir Hegemonya Kavramı mı?  Suyun savaşlara gerekçe gibi gösterilerek gerçek savaş ve hegemonya nedenlerinin örtbas edilmesi için kullanılmakta olduğu düşüncesi çok aykırı değil. Yine su savaşlarının hep gündemde tutulması ama sorunun çözümü için yeterli somut adım atılmaması da düşündürücü.Bu da bu kavramın emperyal güçlerin siyasal ve kültürel hegemonyasını sürdürmek için kullandığı bir araç olduğu düşüncesini güçlendiriyor.Bu durumda şu sorular akla geliyor; “Su Savaşları” Yükselen Bir Hegemonya Kavramı mı? Gerçekten görülebilir bir gelecekte su konusunda çıkacak büyük savaşlara  doğru giden bir dünyada mı yaşıyoruz, Yoksa yaşadığımız dünya su sorunuyla savaşmak yerine, “Su'dan  Savaşlar” çıkartmaya çalışan bir dünya mı? Bu yılın sonunda en azından bu soruların yanıtları konusunda   bir ilerleme sağlanırsa bence büyük bir kazanç olur…. Aslında su konusunda birşeyler yapmak için  su savaşının çıkmasını bekleyip onu sona erdirmeye çalışmak  yerine, mevcut trajediyi sona erdirmek için ve olası trajedileri engellemek için savaşmak daha akılcı değil mi? Bunun için BM'nin  Dünya Su İşbirliği Yılı olarak ilan ettiği 2013 yılında  konunun ele alınması umutlarımız arttırdı. Diğer taraftan iklim değişikliklerinin birçok bölgede artan etkisi ülkelerin su yönetimi konusunda işbirliği için biraraya gelmesini zorluyor. Suyun savaşı hiçbir zaman sürdürülebilir ve pratik faydası olan  sonuçlar yaratmaz. Ancak barışın suyu hem barışın oluşturulmasında hem de korunmasında bir işbirliği aracı olur. Bu nedenle suyun savaşından uzak durup  barışın suyu için savaşmalıyız.
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış