"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

Entegre (Bütünleşik) Su Kaynakları Yönetiminin Bileşenleri

  Su kaynaklarının yönetimi söz konusu olduğunda tüm uzmanların birleştikleri konu, tüm havzanın bütüncül bir yaklaşımla değerlendirildiği ve planlamanın sürdürülebilirlik temelinde yapıldığı Entegre Su Kaynakları Yönetimi’nin bir zorunluluk olduğudur . Çünkü akarsu havzaları, birbirlerini etkileyen karmaşık alt sistemlerden oluşan büyük bir sistemler bütünüdür. ESKY, “su kaynaklarından maksimum ekonomik ve sosyal getirinin elde edilebilmesi için havzadaki su, toprak ve bunlarla ilişkili kaynakların korunması, yönetilmesi ve geliştirilmesi çalışmalarının koordinasyonu sürecidir. Bu süreç, kaynakların eşitlikçi kullanımının, Tatlısu ekosistemlerinin korunmasının ve gerektiğinde restorasyonunun planlanmasını da içerir”. Entegre Su Kaynakları Yönetimi, Aralık 2000 tarihinde yürürlüğe giren Avrupa Birliği Su Çerçeve Direktifi’nin desteklediği tek yaklaşımdır. Entegre planlamanın temel ilkesi, su kaynaklarının tüm kullanımlarının ve bunların birbirleriyle etkileşiminin birlikte değerlendirilmesi, bu yolla su kaynakları kullanımının sosyal, ekonomik ve çevresel amaçlara uygun biçimde planlanmasının garantilenmesidir. Bu yaklaşımla, farklı sektörler için üretilen politikaların birbirleriyle uyumlu olması sağlanabilir. Ancak bu temel ilkenin ötesinde, planlamanın ayrıntısı ile mekan ve zaman boyutları ne kadar kapsamlı olursa, entegre planlamanın su kaynaklarının korunmasına ve sürdürülebilir kalkınmaya katkısı o derece fazla olur. Örneğin entegre yönetim planlaması;
  • Yerel gereksinim ve etkileşimlerin yanı sıra, genel sosyal ve ekonomik hedefleri de göz önüne alabilir,
  • Diğer havzalarla etkileşim irdelenebilir ve yönetim kararları bu etkileşimler göz önünde bulundurularak alınabilir,
  • Yıllar sonra ortaya çıkacak etkiler irdelenebilir (örneğin, yeraltı su kaynaklarının kullanımı sonucunda taban suyunun çekilmesinin mikroklimayı nasıl değiştireceği öngörülebilir),
  • Küresel iklim değişikliğinin su kaynaklarına etkisi değerlendirilerek uyum ve azaltım önerileri planlanabilir,
  • Su arıtma işlevleri göz önüne alınarak, gelecekte temiz su kaynaklarını arttırabilmek amacıyla koruma ormanları oluşturulabilir.
Karasal ve sucul habitatların sürdürülebilir yönetimi ESKY’nin temel bileşenlerindendir. Bu yönetim planlamasının yapılabilmesi için, tehdit ve baskılar ile bunların su kaynaklarına etkisinin, sucul sistemlerin bu baskılara yanıtının çok iyi anlaşılması gerekir. Öte yandan, kaynak yönetiminin etkili, güvenilir ve şeffaf olabilmesi, ancak planlama ve karar-verme süreçlerinin havzadaki tüm paydaşların katılımı, işbirliği ve desteği yoluyla gerçekleşebilir. Bu nedenle, Su Çerçevesi Direktifi’nin gerektirdiği planlama süreci, paydaşlara önemli rol düşen bir döngü olarak görülebilir (Direktif 2000/60/EC Avrupa Komisyonu). Bu çerçevede entegrasyon 9 temel ilke çerçevesinde gerçekleşmelidir: 1- Karar-vericiler planlama yaklaşımını sahiplenmeli ve sürece etkin biçimde katılmalıdır. 2- Havza Yönetim Planı dinamik olmalı ve sürekli iyileştirilmelidir. Bunun gerçekleşebilmesi için, tüm bilimsel, sosyal ve ekonomik bilgi sürekli yenilenmelidir. 3- Her havzaya özel, farklı kurumsal düzenlemeler oluşturulmalıdır. Bu amaçla hidrolojik ve kurumsal kapasite ile paydaş farklılıklarından doğan özel gereksinimlere uyacak düzenlemeler kurgulanmalıdır. 4- Paydaşlar, karar vericiler ve uzmanlardan oluşan Akarsu Havzası Oluşumu’nun rolü ve yapısı açıkça tanımlanmalıdır. 5- Akarsu havzasının “çıkarlarının” güçlü bir biçimde savunulmasına olanak verecek oluşumlar tasarlanmalıdır. 6- Havza Yönetim Planı’nda yer alan uygulamalardan kısa dönemde hayata geçirilecek olanlar kendi aralarında önceliklendirilmelidir. 7- Havza Yönetim Planı’nın hayata geçirilmesi ve etkililiği düzenli olarak izlenmelidir. 8- Yerel yönetimlerin katılımı ve ortaklığı sağlanmalıdır. Böylece planın etkili biçimde hayata geçirilmesi sağlanabilir. 9- İşbirliği için farklı araçlar ve oluşumlar kurgulanmalıdır. Bu yolla çok sayıda farklı paydaş ve sektör arasındaki yatay ve dikey koordinasyon sağlanabilir. Entegre Su Kaynakları Yönetimi’nin Ana Aşamaları ESKY çok karmaşık hidrolojik, sosyal, kültürel, politik ve ekolojik sistemlerin anlaşılmasını ve bu sistemlere ilişkin öngörülerin geliştirilmesini gerektirir. Havza sisteminin temel bileşenleri için oluşturulan bu öngörüler, farklı senaryolara göre gerçekleşebilir. Planlamanın ana aşamalarının genel yapısı aşağıdaki gibidir: 1- Paydaş Analizi 2- Akarsu havzasına ilişkin bilgilerin derlenmesi: Havzanın ve içerdiği su kaynaklarının fiziksel ekolojik ve sosyal özelliklerinin belirlenmesi.
  1. Fiziksel (Topografik, jeolojik, iklimsel özellikler; toprak özellikleri; sulak alan sınırları; sulak alanlar ve akarsular için fiziksel ve kimyasal izleme verileri; vb.),
  2. Biyolojik ve ekolojik (Bitki örtüsü; biyolojik çeşitlilik verileri - türler ve dağılımları, popülasyon özellikleri, tehditler, koruma gereksinimleri; mikro ve makro ölçeklerde besin ağı ilişkileri, ekosistem hizmetleri; vb.),
  3. Sosyal ve ekonomik (Arazi kullanımı; tarımsal yapı – ürünler, işleme biçimleri, üretim ilişkileri; su kaynaklarının doğrudan kullanımı – evsel kullanım, tarım ve sanayi için kullanım; doğrudan su kullanımı dışındaki ekosistem hizmetlerinin kullanımı – balıkçılık, avcılık, rekreasyonel, su ve hava arıtması, mikroklima, avcılık, altyapı, endüstri ve su kirliliği; kültürel yapı; ekonomik yapı; vb.).
3- Akarsu havzasının karakterizasyonu: Havza sisteminin temel bileşenlerinin ve bunlar arasındaki etkileşimlerin tanımlanması.
  1. Havza için hidrolojik modelin oluşturulması ve modelin iklimsel değişkenlerle ilişkilendirilmesi,
  2. Havza için biyolojik çeşitlilik değerlendirmesi (indikatör türlerin ve tehlike altındaki türlerin yayılışlarının belirlenmesi – gerekli durumlarda yayılış modellemesi yapılması; koruma gereksinimlerinin mekânsal analizi – gerekirse mekânsal tehdit analizi yapılması),
  3. Ekosistem modellemesi: Havzanın hidrolojik modeli ve biyolojik çeşitlilik değerlendirmeler kullanılarak havza sistemini tanımlayan ekolojik modelin kurulması (her bir sulak alan için kavramsal modellerin oluşturulması; karasal ekosistemleri tanımlayan habitatların ve ilişkilerin kurulması; bunları sulak alan kavramsal modelleri ile birleştiren bütüncül sistem modellerinin oluşturulması) ve modelin iklimsel değişkenlerle ilişkilendirilmesi,
  4. Sosyo-ekonomik analiz: Sosyal ve ekonomik bileşenleri ve ekosistem dinamiklerini bağdaştıran bütüncül havza sistemi modelinin oluşturulması (sosyal ve ekonomik özellikleri tanımlayan modellerin oluşturulması; ekosistem ile sosyal ve ekonomik etkileşimlerin tanımlanması ve analizi; bunların iklimsel değişkenlerle ilişkilendirilmesi).
4- Gelecek için öngörüler geliştirilmesi, bu öngörüleri tanımlayan senaryolar oluşturulması.
  1. İklim öngörüleri (Küresel iklim değişikliği nedeniyle iklimsel değişkenlerde ortaya çıkması beklenen değişimlere ilişkin öngörüler),
  2. Sosyal öngörüler (nüfus projeksiyonları; tarımsal ürün, üretim biçimi ve sulamaya ilişkin öngörüler; sosyal yapıdaki değişimlere ilişkin öngörüler; çevrenin ve biyolojik çeşitliliğin korunmasına ilişkin yaklaşımlar için öngörüler; ekonomik işleyiş ve duruma ilişkin öngörüler; sektörel gelişmelere ilişkin öngörüler; doğal kaynakların, özellikle de su kaynaklarının azalması durumunda ortaya çıkacak sosyal ve toplumsal yanıtlara ilişkin öngörüler; vb.),
  3. Hidrolojik öngörüler (iklim değişikliği ve su kullanımı sonucunda su kaynaklarının durumunda ortaya çıkacak zamansal ve mekânsal değişimlere ilişkin öngörüler),
  4. Biyolojik çeşitliliğe ilişkin öngörüler (Tür dağılımlarında, popülasyonların sağlığında, koruma önceliklerinde beklenen değişimlere ilişkin öngörüler).
  5.Su ve suyla etkileşen diğer doğal kaynakların durumunu etkileyen tüm bileşenlerin ekosistem modeli içinde değerlendirilmesi: Çok Kriterli (Entegre) Mekânsal Su Yönetimi Dinamik Modellemesi olarak adlandırabileceğimiz bu değerlendirmenin nihai çıktısı, bir karar analizidir.
  1. Ekosistem yanıtına ilişkin öngörüler (İklimsel, sosyal, hidrolojik öngörüler ve biyolojik çeşitliliğe ilişkin öngörülerin ekosistem modeli içinde değerlendirilmesi),
  2. Yarar, risk ve optimizasyon analizleri (Farklı senaryoların değerlendirilmesi yoluyla su ve diğer doğal kaynakların durumunda beklenen değişimlerin ortaya konulması, bu senaryolar aracılığıyla tanımlanan farklı uygulamalar sonucunda ortaya çıkacak yararların ve risklerin analiz edilmesi).
6- Bütüncül Havza Yönetimi için, su ve diğer kaynaklarının adil ve sürdürülebilir kullanımı ilkesine uygun biçimde ve şeffaf, katılımcı yöntemlerle planlama yapılması: Entegre Su Kaynakları Yönetimi bir süreçtir. İzleme, yeniden değerlendirme, yeni bilgilerin ve yeni teknolojilerin entegrasyonu, yeniden-katılımcılık ve yeniden-planlama aşamalarının tekrarlandığı bir döngüden oluşur.   Entegre Su Kaynakları Yönetiminin Bileşenleri ( 1). Referans (1)Muluk, Ç.B., Kurt, B., Turak, A., Türker, A., Çalışkan M.A., Balkız, Ö., Gümrükçü, S., Sarıgül, G., Zeydanlı, U. 2013. Türkiye’de Suyun Durumu ve Su Yönetiminde Yeni Yaklaşımlar: Çevresel Perspektif. İş Dünyası ve Sürdürülebilir Kalkınma Derneği - Doğa Koruma Merkezi.  
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 12 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 196 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 52689