"Dünyada herkese yetecek kadar kaynak var, ancak herkesin hırsını karşılamaya yetecek kadar değil."  Mahatma GANDİ

Genel

Bonn’dan “bon” haberler

Prof Dr. Harun Uysal Birleşmiş Milletler 23. İklim Değişikliği Konferansı (COP23) bu yıl 7-17 Kasım tarihleri arasında Almanya’nın Bonn kentinde düzenlendi. Konferansla birlikte iki yıl önce 200 ülkenin imzaladığı “Paris İklim Değişikliği Anlaşması” iklim değişikliğinin bir "Çin uydurması" olduğunu iddia eden ABD Başkanı Trump’a rağmen yürürlüğe konuldu. Sonuçta Fransızcada “iyi” anlamına gelen, “bonne” ki “bon” olarak okunur, haberleri insanı umutlandırıyor. 2015 yılında Paris’te taraflar tarafından imzalanan anlaşma, dünya genelinde fosil yakıt kullanımını sonlandırma amacını taşırken, ayni zamanda sele, kuraklığa, artan sıcaklıklara ve deniz seviyelerinin yükselmesine neden olan küresel sıcaklığı 2 derecenin altında tutmayı hedefliyor. Türkiye açısından bakıldığında, konferansın hayal kırıklığıyla sonuçlandığı görülüyor. Çünkü Türkiye’nin gündeme getirdiği taleplerin hiç birinin kabul edilmediği biliniyor. Taleplerden birincisinde, Türkiye 100 milyar dolarlık “Yeşil İklim Fonu”ndan “alıcı” ülke olarak yararlanmak istiyordu. Ancak her ne kadar, Türkiye kendini gelişmekte ülkeler kategorisine soksa da, 1992 yılında imzalanan BM İklim Konferansı Taraflar Sözleşmesi’ne göre OECD ülkesi olduğu için, gelişen ülkeler kategorisinde yer alıyor ve bu durumda gelişmemiş ya da gelişmekte olan ülkelere verilecek olan yeşil fona para ile teknoloji yardımı yapacaklar arasında sayılıyor. İkinci talebinde Türkiye karbon emisyonlarının salınımında daha önceki ayrıcalıklı konumunu devam ettirmek istiyordu ancak bu da kabul görmedi. Şimdi mutlak karbon emisyonu azaltması gerekiyor. Bu köprü, termik santral gibi çok sayıda yatırımın önünün havayı kirlettiği için kesilmesi anlamına geliyor. Bu durumda Türkiye yükümlülüklerini 2020 yılına kadar yerine getirmek zorunda. Ancak şimdiden bunun önlemlerini almak, fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına bir an önce yönelmek yerine “Paris Anlaşması’na taraf olmayacağız” çıkışı yapılıyor. Halbuki Türkiye küresel iklim değişikliğinden en çok etkilenecek ülkelerden biri. Hükümlülükleri yerine getirmek, Anadolu ve Trakya coğrafyasını korumak açısından son derece önemli. Çünkü küresel iklim değişikliğinin etkilerinden olan doğal afetler artık Türkiye gerçeği olmaya başladı. Örneğin sıkça görülen şiddetli yağışlar nedeniyle, yağmur suları sel olup akarken, yarar yerine erozyona sebebiyet vererek zarar veriyorlar. Kuraklık da gelecekte tarımı olumsuz yönde etkileyecek ve bu nedenle köylüler ürünlerini değiştirmek zorunda kalacaklar. Özellikle İzmir gibi birçok sahil kenti, suların yükselmesi ile bazı yerleşim yerlerini ve tarım alanlarını kaybedecek. Bütün bu olup bitenler karşısında köylüler, bir şeyden habersiz, kuraklığı, kuraklığın ardından gelen ve onun kadar tarlalara zarar veren aşırı yağışları, sıcaklık dalgalanmalarını ve yeni bitki hastalıklarını izliyorlar.
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 7 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 303 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 87066