ÜLKEDE SU BARIŞI DÜNYADA SU BARIŞI 

Genel

VOLKANLAR “Ana İklim Regülatörleri”

Prof.Dr.Doğan YAŞAR Dokuz Eylül Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Enstitüsü 6 Şubat 2016

Volkanlar

Türkiye’de volkanlar, 20 Mart 2010 gününde İzlanda’da bulunan Eyjafjallajökull yanardağının, 190 yıl aradan sonra, yeniden faaliyete geçmesi sonucu hava trafiğini haftalarca aksatması ve yüzbinlerce kişinin havaalanlarında mahsur kalması nedeni ile gündeme gelmişti. Ancak volkan patlamaları;  bir ülkenin su, tarım, balıkçılık ve enerjisine birinci dereceden “olumsuz olarak” etki eden doğa olayları olması nedeni ile  son derece önemlidirler ve özellikle büyük patlamaların dikkatle takip edilmesi ve gerekli önlemlerin hemen alınması gereken doğa olayların en başında gelmektedir. Yeryüzünde volkanik hareketler sürekli olarak devam etmekte ve dünya iklimini regüle etmektedirler. Örneğin 4 Mayıs ile 10 Mayıs 2011 arasında dünyada küçük çaplı 14 adet volkanik faaliyet oluşmuştur. Geçtiğimiz yıl patlayan Eyjafjallajökull yanardağının 9 000 metrelerin üzerine çıkmaması nedeni ile iklimlerde herhangi bir değişikliğe yol açmamıştır. Bu tür yanardağların püskürme yükseklikleri eğer 15-20 000 metre ve daha da yükseğe çıkarlarsa,  atmosferi sararak sıcaklığı düşürürler ve yağışları azaltarak, dünyada kıtlığa neden olurlar. fft81_mf1898542 Dünyada bilinen yaklaşık 500 civarında aktif volkan bulunmakta ve 2010 yılında dünyada bunlardan 64 tanesi, patlamalar gerçekleştirdi. Ancak bunlar küçük patlamalar olmaları nedeni ile iklimler üzerinde ani değişikliklere neden olmamıştır. Volkanlar büyüklüklerine göre 8 üzerinden derecelendirilir ve genelde  6 üzeri patlamalar çok önemlidir. Çünkü bu büyük patlamalar sonucu hava sıcaklığı aniden düşer ve sonuçta su, tarım ve balıkçılık faaliyetlerine ciddi zararlar verirler.

Volkanlar, iklimlerin ana regülatörleridir.

Sera gazı olarak tanımladığımız ve sıcaklığın artmasına  neden olan başta CO2 gibi gazların tam tersine işlev gören ve dünyayı soğutan Sülfür gazının ana kaynağı olan volkanlar dünyadaki iklimi kontrol eden regülatörlerin en önemlilerindendir. Son yıllarda küresel ısınmanın şiddetlenmesi ile gündeme gelen ve “sera  gazı” olarak nitelendirilen COgazının özelliği,  güneşten gelen ısının dünyaya girmesine izin vermesi ve dünyadan yansıyan ısının da atmosferden çıkmasına izin vermemesidir. Sülfür ise bunun tam tersini yapar ve bu özelliği nedeni ile de bilimde “termostat gazı” olarak tanımlanır . Yani güneşten gelen enerjinin yeryüzüne inmesini engeller ve yeryüzünden yansıyan enerjinin de atmosferden çımasına izin verir. Dünyadaki termostat gazı olarak işlev gören sülfür gazının %70’nin kaynağı volkanlar tarafından sağlanır.  Geriye kalan %30’u ise denizel planktonlardan sağlanır. Yani hava ısındığı zaman denizlerdeki canlı üretimi artar ve bunların en küçüklerinden olan planktonlar da DMS dediğimiz, kısaca sülfür gazı üretirler. Hava soğuduğu zaman da bu canlılar azalır ve dolayısı ile havadaki sülfür gazı da azalarak,  hava yeniden ısınır. Ancak, planktonların ürettiği sülfür eğer havayı soğutmaya yetmezse o zaman buzullar erimeye başlar (küresel ısınma şiddetlenmeye başlar) ve hafifleyen kıtalar çok daha hızlı hareket etmeye başlar. Üzerilerindeki buzun kalkması ile hafifleyen kıtaların hızlı hareket etmesi de dünyadaki volkanik hareketlerin artmasına neden olur ve iklimler yeniden soğuma eğilimine girerler. Bu sistem bilimde “izostasi” olarak bilinir. 2

Özetle, Volkanlar olmasa dünya sıcaktan kavrulurdu ve yaşam olamazdı.

Volkan Patlamalarının Sonuçlarına Türkiye’den Örnekler: Volkanların insan yaşamında ve ülkemizde ne gibi etkiler oluşturduğunu, Filipinler’deki 1991 yılında patlayan Pinatubo yanardağının neden olduğu sonuçlar verilebilir. Son 130 yılın en büyük patlaması olan bu volkan faaliyeti nedeni ile dünya sıcaklığı 0.5 derece düşmüş ve yağışlar çok ciddi olarak azalmıştır. Örneğin İzmir’de yıllık ortalaması 685 kg olan yağışlar 370 kg’lara düşmüştür. Yağışların oldukça azalması sonucunda Türkiye’de barajlar boşalmış ve  hidroelektrik santrallarının devre dışı kalmasına neden olmuştur. Ve sonuçta, Türkiye tarihinde ilk defa Bulgaristan’dan elektrik ithal etmek zorunda kalmıştır.  Aynı şekilde tarımsal üretimdeki verimlilik de oldukça düşmüştür. Örneğin zeytinde ağaç başı 12 kg olan üretim, var yılında olmasına rağmen 8 kg’lara kadar düşmüştür. Aynı şekilde balıkçılığımızda da  ciddi azalmalar gözlenmiştir.  Kanada, püskürükleri 25 000 metrelere kadar yükselen bu patlamanın hemen ardından, balık stoklarını koruyabilmek için  karasularında balıkçılığı yasaklamış ve 1994 yılından sonra yeniden balıkçılığı serbest bırakmıştı. ABD ise, su tasarrufu konularında önemli adımlar atmış ve hatta rezervuarlarını küçültmüştü. Pinatubo yanardağı son yüz yılın en büyük patlaması idi ancak dünyada bu yanardağdan 400 kat daha büyük yanardağlar vardır. Böyle bir mega yanardağın patlanması durumunda dünya en az 6-7 yıl nükleer kış yaşayacaktır. Diğer bir deyişle dünyada 6-7 hemen hemen yağış olmayacak, güneş olmayacaktır.   Bu tür Mega volkanlardan sonuncusu olan Toba Yanardağı 73 bin yıl kadar önce patlamış  ve bu patlamanın sonucunda 6-7 yıl kadar nükleer kış yaşandığı ve etkisinin de bin yıl kadar devam ettiği sanılıyor. Toba Yanardağı son 2 milyon yılın en büyük patlaması idi. Patlama sonucu 1 milyar ton civarında sülfür gazının atmosfere karıştığı ve bu nedenle dünya ısısının ortalama 4-5 derece düştüğü tahmin edilmektedir. Ancak kesin olarak bilinen, bu patlama sonrasında dünyada tarımsal üretimin uzun bir süre durduğu ve canlıların çok büyük oranlarda yaşamını kaybettiğidir. Bu dönemde dünya nüfusunun 100 000 civarında olduğu ve bunlardan ancak 2 000 kişinin yaşamına devam ettiği düşünülmektedir. Buna benzer bir mega yanardağ olan ABD’ki Yellowstone da günümüzden 600 bin yıl önce patlamıştır. Ve yaklaşık her 600 bin yılda bir patlayan bu yanardağın patlaması halinde neler olabileceği konusunda belgeseller de yapılmakta ve insanlar bu konuda eğitilmektedirler. Söz konusu bu yanardağın kalderası da geçen yüzyılda 80 cm kadar yükselmiştir. kamcatka_resimleri_04_th Kayıp kent Atlantis? Son 10 000 yıl olarak tanımlanan Holosen döneminde bilinen en büyük patlamaların başında, Ege Denizindeki Santorini yanardağı gelmektedir.  Günümüzden 3650 yıl önce Ege Denizinde patlayan ve son 10 bin yılın en büyük patlamalarından olan Santorini  yanardağı, Batı Anadolu ile birlikte Girit’teki Minoan medeniyetlerini tarihten silmiştir. Bazı araştırıcılar tarafından kayıp kent Atlantis kenti, Santorini adasıdır. Çünkü bu dönemlerde Santorini Adası dünya ticaret merkezlerinden biri konumunda idi. Söz konusu patlama ile adanın üçte biri sulara gömülmüş ve büyük olasılıkla patlamadan sonra adaya gelen ticaret gemilerinin, adanın batması nedeni ile, bu ticaret merkezini batık ya da kayıp kent olarak tanımlamaları sonucu bu adanın “kayıp kent Atlantis” olduğu söylenmektedir.   Endonazya’da, 1815 yılında patlayan Tambora Yanardağı da Holosen’in en büyük patlamalarındandır. Tambora Yanadağının patladığı 1815 yılında hiç yaz gelmemiş ve bu yıl “dünyada yazı olmayan yıl” olarak bilinir. Türkiye’nin, Büyük Volkan Patlamalarına Karşın Alması Gereken Önlemler Volkanlar sürekli olarak patlayacaktır, bu yaşamın olmazsa olmazıdır. Zaten volkan patlamaları olmazsa dünyada “aşırı sıcaklık nedeni ile” yaşam olmaz. Ancak  büyük patlamalar, iklimleri çok ani değiştirip, dünyayı buzul dönemine sokmaları nedeni ile de son derece tehlikledirler. Söz konusu büyük patlamalarda oluşacak olan iklimsel değişimlerde avantaj sağlayabilmek için, Türkiye olarak, öncelikli olarak ve en kısa sürede yapmamız gerekenler; - Su yönetimini tek bir elde toplamak. Her ne kadar 2011 yılında “Orman ve Su İşleri Bakanlığı” kurulsa da, çalışma sistemi henüz istenilen seviyeye gelmemiştir. Kritik bir yağış rejimine sahip olan Türkiye’de Su idaresinin kesinlikle tek bir elde toplanması gerekir. Çünkü Türkiye’de su sorunu yoktur, su yönetimi sorunu vardır. Büyük bir volkan patlamasında çok büyük su sorunları yaşayacağımız kesindir. - Su kanunlarını yenilemek ve özellikle yer altı sularını koruma altına almak. Bir ülkenin sahip olabileceği en önemli doğal kaynağın yeraltı suları olduğu unutulmamalıdır. Özellikle son 50 yıldır çok yağışlı bir dönem geçiriyoruz ve henüz gerçek kuraklık görmedik. Mega Volkan patlaması ya da büyük bir meteor, dünyamızı bir anda soğutarak, 5-6 yıl yağışsız dönemlere sokabilir. Bu dönemlerde tek kaynağımız yeraltı suları olacaktır.  Gelişmiş ülkelerin, yeraltı sularının kullanımlarını  çok sıkı denetimler getirmesi işte bu nedenledir. - Hidroelektrik santral barajları soğuma dönemlerinde boşalmaları nedeni, enerji planlarımızı gözden geçirmeliyiz. Pinatubo yanardağının 1991 yılında patlaması ile birlikte yağışlar %50 düşmüş ve barajlarımız boşalmış, HES’ler devre dışı kalmıştı. Ve Türkiye tarihinde ilk kez  elektrik ithal etmek zorunda kalmıştı. Büyük volkan patlamalarında HES’ler devre dışı kalacaktır. - Tarım havzalarımızda, gerek ısınma ve gerekse soğuma dönemlerinde  ana ve alternatif tarım ürünleri belirlemek ve modern ıslah teknikleri ile bu dönemlerde kullanılacak tohumları üretmek konularında da ciddi AR-GE çalışmaları yapılmalıdır. -Yine büyük bir volkan patlaması sonucu  ortaya çıkacak protein eksikliğini giderebilmek için denizlerimizde balık çiftliklerinin yer ve üretim konularında çalışmalar yapılmalıdır.  

   
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 6 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 221 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 302586