ÜLKEDE SU BARIŞI DÜNYADA SU BARIŞI 

Genel

Hasta Değilsiniz Ama Suyu Az İçiyorsunuz

Hakkı Demirtaş Kimya Yük Müh.  31 1 2016  Yemek yemeden çok uzun süre yaşayabilirken susuz yaşayamayacağımızı ve yerine koymadığımız sürenin her uzayışında vücutta ne kadar büyük hasarlar çıktığını biliyoruz. Albert Einstein ‘önemli sorunlarımızı, onları yarattığımız kolaylıkta çözemeyiz’ demiş. Sadece birkaç bardak su içmekle gidereceğimiz olası sorunlar içmediğimizde sağlıkla ilgili çok önemli problemler yaratacaktır. Vücudun her gün suya gereksinmesinin nedenlerini tespit eden uzmanlar bunları 46 başlık altında toplamışlardır.
  1. Hiçbir şey susuz yaşayamaz.
  2. Göreceli su yetersizliği vücudun bazı fonksiyonlarını önce bastırır, sonra öldürür.
  3. Su temel enerji kaynağıdır, vücudun ‘nakit akımıdır.’
  4. Su vücudun her hücresinde elektriksel ve manyetik enerji üretir, bize yaşam gücü verir.
  5. Hücre yapısındaki maddeleri birbirine bağlayan bir yapıştırıcıdır.
  6. DNA hasarını önler ve onarım mekanizmalarının daha iyi çalışmasına yardımcı olur, böylece üretilen anormal DNA sayısı azalır.
  7. Bağışıklık sisteminin (bütün mekanizmalarının) merkezi olan kemik iliğinde, bu sistemi kanser de dahil olmak üzere, çeşitli hastalıklara karşı güçlendirir.
  8. Bütün besinlerin, vitamin ve minerallerin temel çözücüsüdür. Vücutta besinleri küçük parçalara ayırır, sindirimlerinde ve son metabolik aşamalarında görev yapar.
  9. Besinlere enerji verir ve parçalanan besinler sindirim sırasında bu enerjiyi vücuda aktarır. Susuz yenen yemeğin vücut için hiçbir enerji değeri yoktur.
  10. Su, besinlerdeki gerekli öğelerin emilimini arttırır.
  11. Bütün öğelerin vücuda taşınmasına yardımcı olur.
  12. Akciğerlerde oksijen toplayan kırmızı kan hücrelerinin çalışma verimini arttırır.
  13. Hücreye ulaşan su, o hücreye oksijen verir ve atık gazları vücuttan atılmaları için akciğerlere taşır.
  14. Vücudun çeşitli bölgelerinden zehirli atıkları toplar ve atılmaları için karaciğer ya da böbreklere taşır.
  15. Eklem boşluklarındaki temel yağlayıcı maddedir, artrit ve sırt ağrılarının oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
  16. Omurgadaki diskleri ‘şok emici su yastıkları’na dönüştürür.
  17. Bağırsakları en iyi çalıştıran yağlayıcı maddedir, kabızlığı önler.
  18. Kalp krizi ve felce karşı koruyucudur.
  19. Kalp ve beyin damarlarında pıhtılaşmayı önler.
  20. Vücudun soğutma (terleme) ve ısıtma (elektrik) sistemleri için vazgeçilmezdir.
  21. Düşünme başta olmak üzere, bütün beyin fonksiyonları için bize güç ve elektriksel enerji verir.
  22. Serotonin ve diğer nörotransmitterlerin (sinir ileticileri) üretimi için vazgeçilmezdir.
  23. Melatonin de dahil olmak üzere, beyinde üretilen bütün hormonların yapımı için gereklidir.
  24. Çocuklarda ve yetişkinlerde dikkat yetersizliği sorununa çözüm getirebilir.
  25. Çalışma verimini arttırır ve dikkat aralığını büyütür.
  26. Su dünyadaki diğer bütün içeceklerden daha kolay bulunabilir ve hiçbir yan etkisi yoktur.
  27. Stres, gerginlik ve depresyonun hafiflemesine yardımcı olur.
  28. Uykuyu düzenler.
  29. Yorgunluğun giderilmesine yardımcı olur ve bize gençliğin enerjisini verir.
  30. Cildi yumuşatır ve yaşlılık belirtilerinin azalmasına yardımcı olur.
  31. Gözlere canlılık ve parlaklık verir.
  32. Glokomdan korunmamıza yardım eder.
  33. Kemik iliğinde kan üretim sistemlerini düzenler, lösemi ve lenfoma oluşumunun önlenmesine yardımcı olur.
  34. Vücutta enfeksiyon ve kanser hücrelerinin geliştiği bölgelerde bağışıklık sistemini güçlendirmek için çok gereklidir.
  35. Kanı sulandırır ve dolaşım sırasında pıhtılaşmasını önler.
  36. Kadınlarda, adet öncesi ağrıyı ve ateş basmasını hafifletir.
  37. Kalp atışıyla birlikte kanı sulandırıp dalgalandırarak dolaşımdaki katı maddelerin dibe çökmesini önler.
  38. İnsan vücudunda dehidrasyon sırasında kullanılabilecek bir su deposu yoktur. Bu nedenle gün boyunca düzenli olarak su içmemiz gerekir.
  39. Dehidrasyon cinsellik hormonunun üretimine engel olur, bu iktidarsızlık ve libido kaybının başlıca nedenlerinden biridir.
  40. Su içtiğiniz zaman susuzluk ve açlık duygularını ayırt edebilirsiniz.
  41. Kilo vermenin en iyi yolu su içmektir. Düzenli aralıklarla su için ve sıkı bir rejim yapmadan zayıflayın. Acıktığınız zaman aşırı yememeli, ama susadığınızda suyunuzu içmelisiniz.
  42. Dehidrasyon doku boşlukları, eklemler, böbrekler, karaciğer, beyin ve deride zehirli çökeltilerin birikmesine yol açar. Su bunları temizler.
  43. Su, gebelikte sabah bulantılarını azaltır.
  44. Zihin ve vücut fonksiyonlarını bütünleştirir. Karar verme ve hedefleri belirleme yeteneğini arttırır.
  45. Yaşlılıkta bellek kaybının önlenmesine yardımcı olur. Alzheimer, multipl skleroz, Parkinson ve Lou Gehring hastalıklarının riskini azaltır.
  46. Kafein, alkol ve bazı ilaçlara duyulan bağımlılığın giderilmesine yardımcı olur.
Yukarıdaki hiçbir nedeni diğerinden önemli saymak zordur. Ancak bunların içinde insanların büyük kısmında önemli bir problem teşkil eden böbrek hastalıkları ve suyun ilişkisini biraz daha ayrıntısıyla anlatmak istiyoruz.   BÖBREKLER VE BOŞALTIM SİSTEMİ Boşaltım sistemi veya böbrekler üriner sistemin fonksiyonları olarak, vücut sıvılarının hacim ve içeriğinin, kan basıncının, pH’ ın su ve elektrolit dengesinin düzenlenmesi, hücrelerde metabolizma sonucu oluşan ve kana verilen atık ürünlerden kanın arıtılması şeklindeki olayları söyleyebiliriz. Üriner sistem iki böbrek, iki üreter idrar kesesi ve üretra’ dan oluşmaktadır. Böbrekler kanın süzme işini oluştururlar. Oluşan idrar üreterler aracılığı ile idrar kesesinde toplanır ve dışarı atılır. Böbrekler 11-12 cm boyunda, 2-3 cm kalınlığında ve 5-7 cm enindedir. Ağırlıkları ise 110-170 gram kadardır. Böbreklerin hemen üstünde çok önemli böbrek üstü bezleri bulunur.   666 Böbreklerin görevi kanı süzmek, faydalı maddeleri tekrar vücuda almak, zararlı maddeleri de idrar yoluyla dışarı atmaktır. Vücudun filtresi görevini yaparlar. Bu görevi yapmak için 30 L oksijen harcarlar. Böbreklerde kanı süzen 1 milyon civarında nefron adı verilen birimler oluşmuştur. Bu birimlerde her gün 180 L kan süzülür, bunun 178,5 L’ si içindeki yararlı maddeleri tekrar alarak vücuda döner, 1,5 L’ si dışarı atılır. Şayet az su içerseniz bedende su eksikliği olduğunu vücudunuz hissedecek ve vücutta su tutmak için idrar üretimini ve atılımını azaltacaktır. İdrarın rengi koyulaşacak, kokusu artacak, yoğunluğu fazlalaşacaktır. Su alımınızı azalttığınızda yoğun idrar üretimi böbrekleri yorarken böbrek yetmezliğine kadar da yola çıkmış olacaksınız. Böbreğin önemli görevlerinden biri tuz atılımını ayarlayarak tansiyonun düzenlenmesini sağlamaktır. Yeterli su alımında tuz atımı artarken, su içmediğinizde tuz atımı azalacak, bu ise tansiyon riskini artıracaktır. İdrar yolları enfeksiyonundan korunmada ve hastalığın iyileşmesinde yeterli su alımı gerekmektedir. Su alımı arttığında idrar yollarından geçiş süresi kısalır ve idrarın asitliği azalır. Sonuçta beyaz kan hücreleri enfeksiyon etkeni mikropları öldürerek iyileşmeye yardımcı olur. İdrar kesesinin hızla boşaltılması da temel kuraldır. İdrar yolları enfeksiyonuna yatkın olanın da idrar yoğunluğunu ve asitliğini azaltmak için doğal karbonatlı suyun 3 L kadar içilmesi önerilir. 777 Üriner sistem taş hastalığının tarihçesi insanlığın ilk yıllarına kadar uzanmaktadır. Bilinen en eski taş 6000 yıllık Mısır’ lı mumyalarda bulunmuştur. Böbrek taşları hastalığı genelde yetişkin hastalığı olmasına rağmen prematüre yenidoğandan, çocukluk ve ergenliğe kadar her dönemde görülmektedir. Genetik (kalıtım), yaş ve cinsiyet, coğrafi faktörler, hava ve iklimsel özellikler, beslenme ve sıvı alımı taş oluşumunda etken faktörlerdir. Böbreklerimizde oluşan idrarın içindeki sıvı kısım ve bu sıvının içinde erimiş halde bulunan bazı kristal ve organik maddeler mevcuttur. Bu kristal vb. gibi maddelerin idrardaki oranları arttığında yani yetersiz sıvı alımında doygunluğa erişecek (süpersatüre olacak), eriyebilirliğini yitirip böbreğin çok küçük bir yerinde tutunan kristallerin üst üste yapışarak birbirine yapışmaları sunucunda taş oluşumuna yol açarlar. Böbrek kumu denilen maddeler ise bir araya gelirlerse taş olacak küçük kristallerdir. Bu kristaller yeterli su içilmezse koyulaşacak idrarla atılmazlar ve taş oluşmaya başlar. Taş oluştuktan sonra bunu eritebilecek hiçbir su, sıvı veya besin maddesi yoktur. Ancak bol su içerek taşın oluşumu engellenebilir. Yada oluşmuş taş çok miktarda sıvı alımı ve sıcak banyoda damarların genişletilmesiyle dışarı atılmasına yardımcı olunabilir. Böbrek taşı türlerinin başında kalsiyum oksalat taşı gelir. Önceleri bu tür taşın atılımında besin ve suyla alınan kalsiyumun neden olduğu düşünülmüş ve önlem için düşük kalsiyum içeren su içimi önerilmiştir. Sonraki araştırma verileri tüketilen kalsiyumun taş oluşumunda rolü olmadığı gibi kalsiyum alımının artmasının taş oluşumunu azalttığını göstermiştir. Çay, ıspanak, kuzu kulağı gibi otlarda bulunan ve bedende metabolizma sonucu oluşan okzalat, sindirim aygıtında kalsiyumla bağlanarak kana emilmeden kalın bağırsaktan dışkıyla dışarıya atılmaktadır. Bu tür böbrek taşı olan bireylerin 3 L kadar su içmeli ve günlük 900-1200 mg kalsiyum almaları önerilmektedir. Diğer bir böbrek taşı olan ürik asit kristalleri idrarın asit tepkimesi verdiğinde oluşmaktadır. Hayvansal besinlerin çok tüketimi idrarın asitliğini arttırdığından idrar yoğunluğunu ve asitliğini azaltmak için yeterli su içmelidir. SİNDİRİM SİSTEMİ VE SU Sindirim sistemi problemlerinin başında gelen kabızlık, kalın bağırsağın yetersiz çalışmasıyla oluşur. Kabızlığın nedenlerinin başında ise yetersiz sıvı alımı gelmektedir. Sağlıklı bireyler üzerinde yapılan araştırmalarda günlük su alımı 0,5 L ile sınırlandırıldığında dışkılama sıklığı ve dışkı ağırlığında azalma görülmüştür. Diğer etkenler hatalı beslenme ve fiziksel aktivite eksikliğidir. YAŞLILIKTA SUYUN ÖNEMİ Yetişkinlerde beden ağırlığının su oranı %60-65 kadarken, 70 yaşında vücut suyu %53’e iner. Bu azalma daha çok hücre içi suyun kaybından kaynaklanır. Bunun nedeni aktif hücrelerdeki yaşa bağlı kayıtır. Yaşlılarda susama duygusunun gelişimi geciktiğinden, su kaybı olmasına rağmen yaşlı birey su içme gereği duymaz. Bunun nedeni, kanın yoğunluğunun artmasıyla oluşan uyarı sisteminin yaşla azalmış olmasıdır. Daha gençken ağız kuruluğuyla su içme isteği oluşurken, hücrelerdeki kayıp nedeniyle yaşlılarda bu isteğin gelişimi yavaşlar. Yaşlı bireyler sık aralıklarla su içmelerinin önemi konusunda uyarılmalı ve susamayı beklemeden su içmeleri sağlanmalıdır. SAĞLIKLI BESLENMEDE VE DİYETTE SU Yeme davranışına ait tanımlar açlık, iştah ve tokluktur. Açlık, midede oluşan kasılma ve kramplarla ortaya çıkan yemek isteğinin oluşumudur. İştah, belirli bir besine karşı oluşan yeme isteğidir. Tokluk ise, midenin doluluk hissi ile yemek isteğinin durmasıdır. İnsanlarda su içme isteği ise bedenden su kaybının artmasıyla susama duygusunun gelişmesi veya öğrenilmiş su içme isteğidir. Bu nedenle yaşam alanından hacmi belli bir şişenin süreli yanında bulundurulması ve düzenli aralıklarla susamadan su içilmeli ve vücuda öğrenilmiş su içme isteği sağlanmalıdır. Araştırma verilerine göre yemek sırasında 400 mL hacmindeki sıvı alımı tokluğun gelişimini hızlandırmaktadır. Su içeriği düşük besinlerin tüketilmesi de susama isteğini uyarır. Yavaş yenilmesi, yenilenlerin iyi çiğnenmesi midenin işini kolaylaştırır. Bu nedenle yemek sırasında 1-2 bardak su içilmesi önerilmektedir. Arada su içilerek yavaş yemek yeme besin alımını azaltır. İnsan acıktığı zaman biraz su içtiğinde yeme isteği bir süre ortadan kalkar. Su, tüm diyetlerin vazgeçilmezidir. Vücudumuza aldığımız her 1 kalorinin yakılması için 1 mililitre suya ihtiyaç vardır. 2000 kalori alınıyorsa 2000 mL (=2 Litre) suya vücudun ihtiyacı vardır. su, diyet yaparken oluşan toksik maddelerin vücuttan atılmasını da sağlamaktadır. İçtiğiniz suyun hiç değilse bir kısmının şişeden olmasını sağlayın, şişeden içeceğiniz suyun miktarının, bardaktan içtiğinizden daha fazla olduğunu göreceksiniz. Yeterli su içip içmediğinizi kolayca anlamanızın yolu idrarınızın rengidir. Berrak ve açık renkli idrar yeterli su içtiğinizin göstergesidir. Az su tüketiminde idrar koyu sarı renkli ve kokulu olacaktır. NEDEN SU İÇMİYORUZ, NE ZAMAN DAHA ÇOK SU İÇMELİYİZ Yeterli su içmeyenlere sebebi sorulduğunda;
  1. İstiyorum ama her an ulaşamıyorum
  2. Sürekli tuvaletim geliyor
  3. Hesabını tutmadığım için yeterli içmiyorum
  4. Aklıma gelmiyor
  5. Su içmeyi sevmiyorum
cevabını vermişlerdir. Ne zaman normalden çok su içmeliyiz?
  1. Fiziksel aktivite arttıysa
  2. Proteinden zengin besleniyorsanız
  3. Kusma ve ishal ile seyreden hastalıklarda
  4. Hamileyseniz
  5. Süt veriyorsanız
  6. Hava sıcaklığının arttığı zamanlarda
CİLDİNİZİ SU KADAR GÜZELLEŞTİRECEK BAŞKA İÇECEK YOK Vücudumuzda en fazla bulunan madde sudur. Hücreler arası iletişim, cildin neminin sağlanması, toksinlerin atılması hep suya bağlıdır. Su içmek cildinizi içten besler ve temizler. Sadece 1 hafta sağlıklı miktarda su içildiğinde değişim herkesçe fark edilecektir. Geceleri özellikle kadınlar makyaj ve cilt temizliğinden sonra buzdolabında muhafaza ettikleri madensuyundan bir parça pamuğa döküp ciltlerini temizlediklerinde karbondioksit yüzeye yakın kılcal damarlardaki kan dolaşımını arttıracağından canlılık hissedeceklerdir.            
Yorumlarınızı Bizimle Paylaşın

Sadece üyelerimiz yorum yapabilir, hemen ücretsiz üye olmak için Tıklayın

(E-Posta adresiniz yayınlanmayacaktır)
Yorumu Gönder
Henüz Yorum Yapılmamış

Ziyaretçi İstatistikleri

Aktif ziyaretçi sayısı: 5 Bugünkü ziyaretçi sayısı: 233 Toplam tekil ziyaretçi sayısı: 302598